GENEL BELGELER
Aküler, herhangi bir güç kaynağı ile belli koşullar altında elektrik enerjisini depolayan ve bu enerji kullanıldığında depolu enerjisi tükenen ve yine doldurulabilen kimyasal yapılı elemanlardır. Akülerin doldurulması için tolam gücünün 10'da biri değerinde beslenmeleri gerekmektedir. Mesela 40 Amperlik bir aküyü 4 amper ile şarj etmek, bu akünün varsayılan şarj değeridir. Bir akünün şarjı için verilmesi gereken gerilim değeri ise 12 voltuk aküde 14 volttur. Şarj için bu değer normal olarak kabul edilmekte ve yukarıdaki şarj değeri, akünün şişmesi denilen olayı meydana getirmekte ve aküyü kısa sürede kullanılamaz duruma getirmektedir.Şayet şarj değeri 14 voltun altında olursa akü, yetersiz şarj olmayla dolmamakta ve verimsiz olmaktadır. Akü kullanımında bir diğer önemli nokta ise akünün kullanılabilir alt sınır volatj değeridir. Akülerde kullanılabilir alt değer genellikle 11 volt olarak seçilmektedir. Bir akü şarj devresi tasarlarken bu şartları sağlamak gerekmektedir.
- Örnek:
- 35 derece sıcaklık %20 rutubetle 33 derece hissedilirken,
- 35 derece sıcaklık %60 rutubette 45 derece hissedilmektedir.
- Hissedilen sıcaklık tablosu.
- SAĞLIK Bakanlığı’nın hazırladığı tabloya göre, beklenen sıcaklık ile bağıl nem arasındaki ilişki, hissedilen sıcaklığı veriyor.
- Hava sıcaklığının bölgedeki nemin etkisiyle farklılık gösterebildiğini anlatan sıcaklık tablosuna göre yükselen nemle birlikte hissedilen sıcaklık oldukça fazla olabiliyor. Sıcaklık tahminlerine göre bir değerlendirme yapıldığında, vatandaşların tabloya göre hissedilecek sıcaklığı hesaplamadan dışarı çıkmamaları sağlık açısından faydalı görünüyor. Tabloda yukarıdan aşağıya Santigrat cinsinden hava sıcaklığı, soldan sağa ise yüzde olarak havadaki nem oranı yer alıyor. Sıcaklıkla nem oranının kesiştiği noktada yer alan rakamlar ise hissedilen sıcaklığı gösteriyor. Tabloya göre hava sıcaklığının 43 derece, nemin ise yüzde 60 beklendiği bir bölgede hissedilen sıcaklık 77 dereceye kadar çıkıyor.
TABLODAKİ RENKLER
Tabloda sıcaklık ve nemin ilişkilendirilmesiyle tahmin edilen hissedilen sıcaklık değerleri renklere bölünüyor.
- Hissedilen sıcaklık aralıkları nemin etkisine göre değişiyor.
- 54-99 derece arası kırmızı,
- 38-53 derece arası sarı,
- 32-42 derece arası mavi,
- 25-31 derece arası yeşil renkte gösteriliyor.
- Bu renklerin anlamı da şöyle:
Kırmızı: Isı veya güneş çarpması, termal şok an meselesi
Sarı: Güneş çarpması, ısı krampları veya ısı bitkinliği.
Mavi: Fiziksel etkinlik ve etkilenme süresine bağlı olarak kuvvetli termal stres, ısı çarpması.
Yeşil: Fiziksel etkinlik ve etkilenme süresine bağlı olarak oluşan termal stresten dolayı halsizlik, sinirlilik.
- TC. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmış, www.hurriyet.com.tr/gundem/6985994.asp?gid=180 adresinden alınmıştır.
KANATLI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE BİYOGÜVENLİK ÖNERİLERİ
Biyogüvenlik: Hastalık etkenlerinin insan ve hayvanların yaşam alanlarına girişini ve yayılmasını engellemeye yönelik önlemlerin tamamıdır.
Öneriler:
Hastalıkların kontrolü için; işletmenin yer seçimi ve mimari yapısı önemlidir.
1. Kurulacak işletme; hakim rüzgarın yönü dikkate alınarak, diğer çiftlik ve kümeslerden mümkün olduğunca uzak, izole bir bölgede kurulmalıdır.
2.İşletmelerin etrafı tamamen çevrilmelidir. Örneğin kuşları kendisine çeken meyve ağaçları dışındaki ağaçlar olabilir. Giriş ve çıkış için tek bir kontrollü kapı bırakılmalıdır. Kapıya “kontrollü giriş”i işaret eden tabela asılmalıdır.
3.Kanatlı işletmelerini çevreleyen alanlar; bitki örtüsü ve yıkıntılardan uzak, özelikle beton ya da benzeri materyalden yapılmalıdır.
4. Kanatlı İşletmeleri tek tip yetiştiriciliğe yönelik olmalı, gerek damızlık sürüler gerek ise ticari sürüler “hepsi içeri-hepsi dışarı” prensibiyle yetiştirilmeli, aynı yaştaki hayvanlar aynı anda girip aynı anda çıkmalıdırlar
5. Kümesler, yem, su ve yumurta depoları; yabani kuşlar, kemirgen ve de böceklerin girişine izin vermeyecek tarzda inşa edilmelidir.
6. Açılabilir pencereler, havalandırmalar (vantilatörler) ve diğer açık kısımlar kemirgen, kuş ve böceklerin girişine engel olacak tarzda pencere teli ile kapatılmalıdır
7. Kümeslerde bütün zeminler; düz, temizlik ve dezenfeksiyona uygun, su geçirmez bir şekilde inşa edilmelidir. Bütün malzemeler, masalar, zeminler vakumlanabilen, yıkanılabilinen, fırçalanabilinen, temizlenebilinen içilebilir suyla durulabilinen ve son olarak ta onaylı bir dezenfektanla dezenfekte edilebilen özeliklerde olmalıdır.
8. Uygun güvenli atık işleme ve drenaj sistemleri kurulmalıdır.
Kümeslere ve yem depolarına yabani kuşlar, köpek, kedi ve kemirgenler ile diğer çiftlik hayvanların girişi önlenmelidir.
9. Yem siloları ve konteynırlar tamamen kapalı olmalı, evcil hayvan ve yabani kuşlar tarafından kontamine edilmesi önlenmelidir. Yem depoları, silolar ve yemleme araçları düzenli olarak temizlenip dezenfekte edilmelidir.
10. Yabani kuşlar, birçok evcil kanatlı (tavuk, hindi, ördek, kaz) hastalığını taşıyabilmektedir. Yabani kuşlar ile evcil kanatlıların teması sınırlandırılmalıdır. Yabani kuşları çeken su birikintilerinin oluşması önlenmeli ve yere dökülmüş yem ve atıklar ortadan kaldırılmalıdır. İşletme sahasında yabani kuşlara; yuva yapma ve tüneme alanları bırakılmamalıdır.
11. İşletmede bulunan bina ve depoların içine ve çevresine yabani kuşları ve diğer hayvanları çekmemek için; İşletmeye erişim yolları, park bölgesi, avlular, kümes ve depo çevreleri, her zaman derli toplu ve temiz tutulması sağlanmalıdır.
12. İşletmelerde; etkin bir kemirgen ve haşere kontrol programı uygulanmalıdır. Kemirgenlerin tespitinde bir dedektif gibi çalışılmalıdır. Kemirgenlerin etkinlikleri tuzak ve cezbedici yemlerle izlenmelidir.
Yem ve su kaynakları güvenli olmalıdır.
13. Kanatlılara sadece taze içilebilir su verilmelidir. Su kaynağından suluklara kadar olan su kanal sistemi, düzenli olarak taziyikli su ile temizlenmelidir. Yabani kuşlar tarafından suların kirletilmemesi için açıkta su bırakılmamalıdır.
14. Sadece Tarım Bakanlığından ruhsatlı yem fabrikalarından üretilen yemler kullanılmalıdır.
15. Kümes ve tesislerde kullanılan bütün yemler salmonella yönünden izlenmeli ve salmonella dekontaminasyon programı uygulanan yemler tercih edilmelidir.
16. İçme ve kullanma sularının dezenfeksiyonu; klorlama, ultraviole ve benzeri metotlar ile yapılabilir. “ İçme-kullanma sularının dezenfeksiyonunda klor kullanılması halinde uç noktalardan alınan numunelerde serbest bakiye klor miktarı en fazla 0.5 mg/L olmalıdır.” (Detaylı bilgi için İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik 17 Şubat 2005-Sayı :25730 –RG )
Bütün atıklar; güvenli bir şekilde ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
17. Hasarlı (kırık, çatlak, kirli) yumurtalar, hasta ve ölü kanatlılar, çöp ve gübreler, hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Bunlar güvenli bir şekilde ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
18. Her seferden önce ve sonrasında bütün araçlar temizlenip dezenfekte edilmelidir. Mümkünse kanatlı, yem, gübre ve diğer atıkların taşınması için ayrı araçlar kullanılmalıdır.
Çiftlik düzenli olarak temizlenip dezenfekte edilmelidir.
19. Bütün araçlar, kafesler, kasalar, konteynır ve diğer ekipmanlar kullanımdan önce ve sonra, tam olarak temizlenip dezenfekte edilmelidir. Hiçbir malzeme temizlik ve dezenfeksiyonu yapılmadan; gerek işletmeler gerekse de kümesler arası taşınmamalıdır. Temizlik ve hijyen kuralları, aşılama ve ilaçlama araçlarını da kapsamalıdır.
20. Dönem sonunda kümesler boşaltıldığında; bütün bina ve ekipmanlar, drenaj kanalı, suluklar ve fanlar iyice temizlenmelidir. Bütün artıklar, ölmüş kanatlılar, artan yemler ortadan kaldırılmalıdır. Bütün bina ve ekipmanlara uygulanan dezenfeksiyonla birlikte, kemirgen ve haşere kontrol programı uygulanmalıdır. Temizlik ekipmanları ve koruyucu kıyafetlerin; temizlik ve dezenfeksiyonu da unutulmamalıdır.
Personel ve ziyaretçilerin kanatlı sürülerine erişimi nadir ve kontrollü olmalıdır.
21. Ziyaretçiler ve bunlara ait araçların gerek kapalı, gerekse açık ortamda yetiştirilen sürülerle teması sınırlandırılmalıdır
22. Hastalık kontrol tedbirleri kapsamında tüm çalışan ve ziyaretçiler, duş ve elbise değişim ünitelerinde duş almalı ve gerekli kıyafet değişiminden sonra kümeslere girmelidir.
23. Kanatlı işletmelerine giren bütün personel ve ziyaretçiler için; temizlenip dezenfekte edilmiş kıyafetler veya tek kullanımlık tulum, bone-şapka ve çizme bulundurulmalı ve kullanılması sağlanmalıdır.
24. Ziyaretçi, araç, ekipman ve çizmelerinin temizlenmesi ve dezenfeksiyonu için tazyikli su, fırça, hortum ve etkili bir dezenfektan bulundurulmalıdır. Çizmelerin dezenfeksiyonunu sağlayan ayak banyosu tarzında dezenfektanlar sık sık değiştirilmelidir. Eller bol sabunlu suyla yıkanmalıdır.
25. Personel ve ziyaretçiler kendi görev alanı dışında diğer kümes hayvanları veya ürünleri ile direkt temastan kaçınmalıdır.
26. Gerekli yerlere özelikle giriş kapılarına temizlik ve dezenfeksiyon yapılacağını hatırlatır ikaz levha ve talimatları asılmalıdır.
Sürü günlük gözlemlenip, düzenli olarak kayıt tutulmalıdır.
27. Şayet işletmede farklı birden çok sürü varsa; her sürü ayrı ve bağımsız olarak ele alınmalıdır
28.İşletmeye yeni konulacak kanatlılar; sadece düzenli olarak salmonella ve diğer hastalık patojenlerine karşı denetlenen, başka bir deyişle “Kuluçkahane ve Damızlık İşletmelerinin Çalışma ve Sağlık Kontrol Yönetmeliği” gereği sertifikalı işletmelerden temin edilmelidir.
29. İşletmedeki her sürü (kümes) için; bütün aşılamalar, hastalık teşhisleri, tedaviler ve ölümler için düzenli kayıt tutulmalıdır. Bu kayıtlar kontrol ve denetime her zaman açık olmalıdır.
30. Hiçbir zaman sağlığından emin olunmayan kanatlı satın alınmamalı veya nakil edilmemelidir.
31. Riskli hastalıkların yayılmasının önlenmesi için veteriner hekiminizle birlikte temel biyogüvenlik önlemlerini içeren bir sürü sağlığı planı hazırlayın. Plan yeni sürülerin korunmasına yönelik tedbirleri ve belli hastalıklara yönelik numune alma usullerini de içermelidir.
32. Personel eğitilmeli; biyogüvenlik ve sıkı hijyen kurallarının ne kadar önemli olduğu konusunda tüm çalışanların eğitimi sağlanmalıdır.
33. Sürüde hastalık belirtileri sürekli izlenmelidir. Artan ölümler, yumurta veriminde azalma ve solunum sistemi problemleri erken dönem hastalık belirtilerini işaret ettiği unutulmamalıdır.
34. Şayet bir hastalık şüphesini taşıyorsanız, hemen veteriner hekiminize haber verip, önerileri alınmalıdır. Birçok hastalık hızla yayıldığı için hastalığa ilişkin daha fazla kanıt elde etmek için beklenmemelidir.
Temizlik ve dezenfeksiyon için detaylı bilgi için bakınız (Bulaşıcı Hayvan Hastalıkları ile Mücadelede Temizlik ve Dezenfeksiyon Uygulama Talimatı)
*Tablo 1. Kanatlı yetiştiriciliğinde dezenfektanların kullanım alanı ve özelikleri
Özeliği |
Klorlu
Bileşikler |
İyotlu
Bileşikler |
Fenol |
Quats |
Formaldehit |
Bakterisit |
+ |
+ |
+ |
+ |
+ |
Bakteriostatik |
- |
- |
+ |
+ |
+ |
Fungisit |
- |
+ |
+ |
± |
+ |
Virusid |
± |
+ |
+ |
± |
+ |
Toksisitesi |
+ |
- |
+ |
- |
+ |
Organik Madde ile Aktivitesi* |
++++ |
++ |
+ |
+++ |
+ |
Kullanım Alanı |
Kuluçka Ekipmanlarında |
+ |
+ |
+ |
+ |
± |
Su Ekipmanlarında |
+ |
+ |
- |
+ |
- |
Personel |
+ |
+ |
- |
+ |
- |
Yumurta |
+ |
- |
- |
+ |
+ |
Zeminlerde |
- |
- |
+ |
+ |
+ |
Ayak Banyosunda |
- |
- |
+ |
+ |
- |
Odalarda |
± |
+ |
± |
+ |
+ |
Quats |
= |
Quaterner amonyum türevleri |
* |
= |
+ işareti, dezenfektanların organik maddelerle olan affinite derecelerini ve bundan kaynaklanan dezenfektan etki kaybını ifade eder. |
+ |
= |
Etkili |
- |
= |
Etkisiz |
± |
= |
Az etkili |
Kaynak:Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisinin(OIE) Apendix 3.4.1
Kaynak:http://www.kkgm.gov.tr/birim/hay_sagl/Hastaliklar/AI/biyoguvenlik.html
İşlenmiş tüm ürünler içinde gıda ürünleri ambalajlanma ve satışa sunuluş açısından en fazla dikkat edilmesi gereken maddelerden biridir. Gıda ürünlerinin pazarlama aşamasında ve tüketiciye taze olarak ulaşmasında yeterli ve fonksiyonel bir ambalajlamanın önemi büyüktür. Diğer ülkelerin ülkemizden, işlenmiş gıda maddelerine olan talebinin giderek arttığı bir dönemde uygun bir ambalajın benimsenmesi gerekli olmaktadır.
İklim değişiklikleri, depolama ve taşınma sırasında meydana gelebilecek zararlardan ürün ancak ambalajı sayesinde korunabilecektir. Ayrıca buna ek olarak ideal bir ambalaj içindeki ürünü tozdan, kirden, böceklerden, küften, nemden ve dışarıdan gelebilecek herhangi bir etmenden de korumalıdır.
Süt ve Süt Ürünleri
Süt:
Süt ve süt ürünleri değerli bir hayvansal protein kaynağıdır. İnsanların beslenmesi açısından hayvansal kaynaklı proteinlerin yeri ve önemi çok büyüktür. Maalesef ülkemiz süt hayvanı varlığına oranla düşük miktarda süt üreten bir ülkedir. Gelişmiş ülkeler ve Avrupa Topluluğu ülkelerinde süt ve süt ürünlerinin kişi başına tüketimi yılda 350 kg civarında bulunmasına rağmen ülkemizdeki yıllık kişi başına tüketim miktarı bunun %20'sini geçmemektedir.
Cam:
1950 yılına kadar genelde süt şişe içerisinde satılmaktaydı. Daha sonra bu oran daha hafif ambalaj istenmesi nedenleriyle oldukça düşmüştür. ABD'de şişe kullanım oranı %10 kadar olsa da Avrupa ülkelerinde yüksektir. Ülkemizde ise şişe kullanım oranı ( % 3,5 ) açıkta satılan süt oranı ( % 94,9 ) yanında oldukça düşük olsa da tetra-pak poşetler içerisinde satılan süt oranına ( % 1,6 ) göre daha fazladır. Canı şişelerin ağızlan genellikle alüminyum fol yo ile kapatılmaktadır. Şişe kapağı olarak kullanılan alüminyum folyo 0.040-0.080 mm kalınlığındadır ve istenirse baskı yapılabilmektedir. Yapışma özelliği olmayan bu folyolar önce presle kapak haline getirilmekte ve şişelerin ağızlan kapatılmaktadır. Pres sırasında kalıpların aşınmasını, folyonun yüzeye daha düzgün çalışmasını sağlamak için yüzeye 0.2 gr/m2 food grade kaydırıcı ( mineral yağ ) uygulanır.
Sütü en iyi değerlendirme yolu, başka bir söyleyişle sütten en iyi yararlanma yolu onu süt olarak tüketmektir. Bu durumda sütün sağıldığı andaki besin değerine en yakın değerde kullanılması mümkün olmakta, çeşitli besinleri işleme durumunda ise elde edilen ürüne bağlı olarak sütün yalnızca bir yada birkaç öğesinden yararlanılmaktadır.
Tetra- Pak:
1940 yıllarında Karton/PE ve KartonAVax türü ambalajlar üzerinde yapılan çalışmalar ve bu ürünlerin kullanılmaya başlanması sonucunda tetra-pak ambalaj tipi ortaya çıkmıştır. Önce wax kaplı karton ambalajlar içerisinde piyasaya verilen süte zaman içerisinde wax geçmeye başlamış ve bu türden vazgeçilmiştir.
1960 yıllarında ortaya çıkan PE kaplı karton ambalajlar bu probleme büyük oranda çözüm getirmiş ve halen de pek çok ülkede bu ambalajlar kullanılmaktadır. Ardından sütün raf ömrünü artırmak ve sterilizasyona uygunluğu sonucunda tetra-pak modeli geliştirilmiştir.Bugün karton /PE/A1. Folya / PE spesifikasyonundaki bu model yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde ise tetra-pak türü, cam ambalaja göre fiyat farkından dolayı daha az oranda kullanılmaktadır. Ülkemizde ise tetra-pak türü, cam ambalaja göre fiyat farkından dolayı daha az oranda kullanılmaktadır. Fakat fiyat farkına rağmen, süt İçerisinde ya da açıkta satılan sütün; ısı ve ışıktan hemen etkilenerek bozulması bu ambalaja doğru eğilimi artırmaktadır.
Plastikler:
Yiyeceklerin muhafazası bakımından en uygun ambalaj olan plastik kalıplar kolayca şekillendirilir. Sert ya da yumuşak, esnek ya da saydam olabilirler. Sıvı, kati, elyaf, köpük, film halinde bulunup, sonsuz sayıda şekil ve renge bürünebilirler. Fiziksel karakterleri onları kolay deforma olmaktan ve bozulmaktan korur. Zor kırılırlar ve en yüksek üretim çizgisinde yeterlilik ve uygunluk gösterirler.
ABD’de plastik şişeler süt ambalajı için büyük bir Pazar teşkil ederler ve en çok LDPE (ucuz olduğundan) ve büyük hacimlerde kırılmaya dirençleri nedeniyle HDPE kullanılır. Cama göre avantajları: hafif olmaları ve daha az yer kaplamalarıdır.
Süt Ürünleri
Krema:
Işık geçirmeyen alüminyum kapaklar süt ürünlerini bozulmaktan koruyor. Tatlı kremalar için dağıtım zinciri, özellikle bu ürünün talebini az karşılıyor. Lezzetli yiyeceklerin tüketilmesine kadar ambalaj birimleri uzun süre ışıkla karşı karşıya bulunmaktadır. Ve hiçbir etki faktörü kremanın kalitesini çok kısa süre içinde ışık gibi olumsuz etkileyemez. Fravenhof Gıda Maddeleri Teknoloji ve Ambalaj Enstitüsü ( FhILV), süt ürünlerinin depolanma testlerinin bir çoğunda aralarında farklı ambalajlar içinde ışık etkisi altında kremanın nasıl bir davranışa sahip olduğunu da araştırdı. Bu arada alüminyum kapakların kural olarak diğer ambalaj varyasyonlarından daha iyi olduğu sonucuna vardı. Kap artık taze doldurulmuş tatlı kremalar için çok yaygın ambalaj şeklidir.
Krema kapları için plastik ve alüminyum kapak malzemelerinin karşılaştırılan değerlendirilmesi, ışık geçirmezliği eğilimi bakımından araştırmanın merkez noktasını teşkil ediyordu.
Krema süt ve yağ arası bir yapıdadır. Bünyesinde bulundurduğu yüksek miktardaki yağlar nedeniyle bozulmaya oldukça müsait bir maddedir. .Kremalar özellikle su kayıplarından korunması gerekmektedir. Dondurulmuş kremanın raf ömrü korunmaksızın 1-2 gün kadardır. Kremalarında aynı süt ürününde olduğu gibi PE kaplamalı kartonlar veya tetrapak tipi modeller içinde saklanması uygundur. Ayrıca PE kaplamalı yağ geçirmez kağıtlarda kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra Folyo/ wax/ Kağıt tipi spesifıkasyonlar ise hem sızdırmazlık, hem de nem transferine olanak sağlamaması sayesinde diğer türlere göre daha avantajlı görünmektedir. Toz halindeki kremalar için ideal ambalaj, alüminyum folyolu malzemedir.
Dondurma:
Dondurma süt, katı, krema şeker ve düzenleyici karışımından yapılır ve bu karışım sağlık koşullarını sağlamak için pastörize edilir. Pastörizasyon sırasında homojene edilerek uygun bir yapıya ulaştırılır. Ardından tatlandırıcı karıştırılıp dondurulur. Dondurulan karışım dövülerek yumuşatılır.
Karton:
Hafif, ucuz, kolay üretilebilir, üzerine yazı basılabilir ve depolanabilir olması nedeniyle tüketim mallarının ambalajlanmasında bilinen en eski ambalaj türleridir. Kuru gıdadan pasta ve dondurmaya kadar bir çok ürünün ambalajı olarak kullanılır. Ürün ne olursa olsun; geleneksel karton ambalajların tasarlanma yöntemleri aynıdır.
Dondurmanın ilk ambalaj malzemesi olarak karton kutular görülmektedir. Ekonomik sonuçlar göz önüne alındığında yüksek satış nedeniyle bu kutular avantajlı görülse de, tekrar tekrar açılıp kapanmaması, sıcaklık değişikliklerine karşı etkilenmesi nedenleriyle dezavantajlı duruma düşmektedir.
Alüminyum Folyo Laminelli Kartonlar:
Alüminyum folyo ışık, nem ve ısı radyasyonuna karşı etkili bir materyaldir. Böylece dondurma ısının muhafaza edilmesi sayesinde oldukça uzun müddet korunabilir.
Alüminyum folyonun diğer bir avantajı da üzerine yapılacak baskı ile çok daha cazip olmasıdır.
Plastik Kutular:
Plastik kapların avantajları, darbelere karşı iyi dayanma ve kırılma durumunda bile etrafa saçılmamasıdır. Hafiftir. Estetik görünüm ve ultraviyole ışığına karşı koruma açısından çeşitli renklerde üretilebilmesi, şeffaf olması, kısa süreli üretimlerde ekonomik olması, cam ambalajla karşılaştırıldığında çok çeşitli şekillerde üretilebilme olanağıdır.
Son yıllarda kullanılan dondurma ambalajlarından biri de plastik kaplardır. Plastik cinsi olarak PVC, PS ve PE kullanılmaktadır. Bobin halindeki malzeme vakum uygulanarak porsiyonluk veya istenilen boyutta kap haline getirilmekte dolum yapılıp ağzı kapatılmaktadır. Bu tür malzemelerin kapakları da genelde plastikten yapılmaktadır.
Margarinler:
Uzun Süreli Saklama Koşulları:
Uzun süreli saklamalar için yağ, geçirimsiz malzemelerle sarılmalıdır ve buzdolabında muhafaza edilmelidir. Karton veya kağıt ambalaj içerisinde koku transferi olabileceğinden uygun bir malzeme ile lamine edilecek olursa uzun süre korunabilir.
Parşömen Kâğıt:
Geniş çapta kullanılan bu ambalaj malzemesi steril olarak üretilmektedir. Parşömen kağıtlar yağ geçirmez olmalarına rağmen oksijene karşı geçirimsizliklerinin yetersiz ve ışığa karşı geçirimli olması nedenleriyle dezavantajlı duruma düşmektedirler. Ancak kısa süreli saklamalar için uygun olabilirler.
Alüminyum Folyo ile Laminelli Malzemeler:
Halen Avrupa ve Amerika'da gelişmiş ülkelerde tere yağlar tamamen alüminyum folya/ pergament kağıdı vaks laminasyonu folyolar içinde pazarlanmaktadır. Bu tip ambalaj yapısının yanında özel metotlarla elde edilmiş PE ve vaks sıvamalı karton kutular veya antişok PS kutular içinde ağızları alüminyum folyo ile kapatılmış folyolar içinde de ambalajlanmaktadır.
Peynir:
Beyaz peynir ülkemizde en fazla miktarda üretilen bir peynir çeşididir. Gelişmiş ülkelerde halk sağlığı için peynir yapılacak sütün pastörize edilmesi zorunludur.
Peynirde Kullanılan Ambalaj Folyoları:
Son yıllarda ülkemizde bazı beyaz peynir ürünleri dahil hemen hemen bütün kaşar peyniri çeşitleri, gravyer peyniri ve sert yapılı özel peynirler vakumlu PA/PE kaekstrüzyonu bileşik (Verbund) folyoları içinde ambalajlanmaktadır. Salamura peynir tipleri ise PE torbalar içinde pazarlanmaktadır. Eritme peyniri için çıplak 12 mikron özel laklı alüminyum folyo kullanılmaktadır. Lfçgen ve dörtgen tarzındaki bu ambalajların kolay açılması ve ürünün dışarı alınması için striple (ince bant) donanımı yapılmaktadır. Diğer eritme peyniri çeşitlen ise antişok PS kaplarda ve üzerleri özel laklı 20-30 mikron kalınlıkta alüminyum folyodan mamul kapaklarla termik yapıştırılmak suretiyle pazarlanmaktadır.
Yoğurt:
Son yıllarda pek çok ülkede popüler olan yoğurt, düşük ısıdaki sütün mayalandırılmasıyla yapılır. Ayrıca içerisine meyve veya tatlandırıcı ekleyerek piyasası artırılmaktadır.
Yoğurt Avrupa ve Amerika ülkelerinde genelde polystyren kaplar içerisine konulmakta ve ağzı laklı alüminyum folyo ile kapatılmaktadır. Kapak folyosunun kolaylıkla kaldırılması avantajını artırmaktadır, Polystyrenin kırılma özelliğinden dolayı problem olsa da ekonomik ve pratik olmasından dolayı yaygın olarak kullanılmaktadır. Meyveli yoğurtlarda, meyve asitlerinin alüminyum folyoya etkisini lak önlemektedir. Bir başka ambalajda ise, yoğurt yine PS ve PVC kaplara konulmakta fakat kapak olarak, PP/PVC spesifıkasyonundaki bir malzeme kullanılmaktadır. Ambalajlama ise FFS tipi makinalarda yapılmaktadır.
Et ve Et Ürünleri:
Et ve et ürünleri son derece hassas bir gıdadır ve çabuk bozulurlar. Bilindiği üzere, gıda ürünlerinin ambalajlanmasında kullanılan malzemeler ve prosesler çok önemlidir. Ancak et ve et ürünleri için ambalajlama ayrıca çok özel bir öneme sahiptir. İşletmelerde sağlık (Hijyen) ve doğru ısıya uyma gibi koşullara riayet edilmezse modern, yüksek bariyerli ambalaj folyoları kullanımının bir anlamı kalmaz.
Et ve et ürünlerinin ambalajlanmasında kullanılan ambalaj malzemelerinde İki öneli özellik vardır. Birincisi korunması zorunlu olan kritik nitelik ve ikincisi gıda maddeleri için karakteristik olan fonksiyonel özellik. Bunlar çok iyi ayırt edilmelidir. Fonksiyonel özellikten tipik tat, renk, görünüş ya da herhangi başka bir satış için önemli özellik anlaşılır. Bu fonksiyonel özelliklere uygun ambalaj tekniği uygulanmalıdır. Bu yapılmadığı zaman tüketici için tehlike söz konusudur. Et mikro organizmalar için fevkalade uygun bir beslenme aracıdır.
Her türlü çıplak, kaplamalı veya laminelli kağıt çeşitleri et sarmak amacıyla kullanılmaktadır. Yalnız kağıdın nem veya yağa karşı dirençli olması gerekir. Yoksa nem kartonu zayıflatır ve yağın karton içerisine nüfuz etmesine neden olur. Bunun sonucunda istenmeyen lekeler ve kokular oluşur, ayrıca et ekşir. Bu nedenle kartonun veya kağıdın kaplanması gerekir. Kaplama maddesi mum olabilir. Bir başka ambalaj malzemesi olan PE (Polyetilen) filmlerinin kullanım alanları oldukça fazladır. Nem-Buhar geçirimsiz olan PE filmler düşük sıcaklıkta (-51°C ) bile esnekliğini koruyabilir. Yüksek oksijen geçirgenliği ise taze et ambalajında kullanılmasını sağlamaktadır.
Taze etlerin paketlenmesinde, su geçirgenliğinin düşüklüğü, oksijen geçirgenliğinin yüksekliği ve genel olarak fiyatın uygun olması sebebiyle dünyada en yaygın olarak orta ve yüksek yoğunluktaki polietilen filmi kullanılmaktadır. Bu gün, sanayide gelişmiş ülkelerde, düşük yoğunluktaki polietilen film üzerine ilave bazı işlemler uygulanılarak taze et paketlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Polietilen film özellikle vinil asetatlar ile kaplanarak oksijen geçirgenliği, dayanıklılığı ve şeffaflığı yönünden geliştirilmektedir.
Konserve et ürünlerinde genel olarak iki tip paketleme yöntemi uygulanır. Birincisi, ince teneke veya alüminyum kutular, ikincisi ise, cam kavanozlardır. Kutularda kararmanın önüne geçilmesi için, iç yüzey anamel tabakası ile kaplanmalıdır. Kutulara et veya etli ürün doldurulduktan sonra lehim kullanılmaz, kutunun yapılış özelliği nedeniyle çift büküm uygulanarak kapatılır. Gam kavanozların ağzı, genel olarak bükmeli ve oldukça kalın teneke kapaklar ile hava geçirmez şekilde kapatılır.
Kanatlı hayvan etlerinin ambalajlanmasında belirli düzeyde su buharı geçirmeyen, nem direnci olan ve ürünü sıkıca sarabilen materyaller seçilmeli ve vakum paketleme uygulanmalıdır.
Bu amaçla shrink filmler, PVDC, PETP, LDPE ve yumuşak PVC torbalar kullanılabilmektedir. Kanatlı ürünlerin uzun süre depolanması halinde bu materyallerden düşük oksijen geçirgenliğine sahip olanlar tercih edilmelidir.
Şeker, Çikolata ve Şekerlemeler
Şeker:
Şeker beyazdan koyu kahverengiye çeşitli saflıklarda üretilir. Grandi beyaz ve kahverengi şeker genelde wax kaplamalı karton kutularda paketlenmektedir. Yada plastik torbalar içerisindeki şeker daha sonra karton kutular içerisine konulmaktadır. Yada direkt film pencereli karton içerisinde paketlenmektedir. Film olarak PE, Polystyren veya PVC kullanılmaktadır. Son zamanlarda şeker ambalajında PE kaplı kartonlar yaygınlaşmaya başlamıştır.
Çikolata ve Çikolata Ürünleri:
Çikolata kakao taneciklerinin mayalanması ile elde edilir. Ayrıca kakao çekirdeklerinin öğütülmesi ile çikolata likörü elde edilir ki bir çok ürün bununla yapılmaktadır. Çikolata yağları, ekşimeye açık olmasına rağmen koku ve tat transferine açıktır. Dolayısıyla çikolatanın dışarıdan herhangi bir koku ya da tat almaması gerekir.
Piyasada pek yaygın olmasa da katı ucuz çikolata, bar ve çikolata kaplı şekerleme ambalajında küçük hacimler için 10 gr/m2'lik büyükler için ise 20 gr/m2'lik gelasin kağıtlar kullanılmaktadır. Başka malzemeler eklenerek üretilmiş çikolata ve ürünlerini ambalajında ise folyo/ wax / kağıt / wax veya folyo/kağıt/PE gibi pek çok spesifikasyon kullanılmaktadır.
Başka bir çikolata ambalajı ise alüminyum folyo direkt kullanılarak yapılmaktadır. Alüminyum folyo 0.012 - 0.015 mm kalınlığındadır ve baskılı yada baskısız olarak üretilebilmektedir.
Kakao:
Toz halindeki kakao nem değişikliklerinden korunduğu takdirde oldukça kararlı bir üründür. Genelde ağzı alüminyum folyo kapaklı kutular içinde satılmakla beraber, daha az miktardaki satışlar için Alüminyum folyo / Kağıt / PE ve PE kaplı kağıtlar kullanılmaktadır.
Şekerleme:
Şekerlemeler, katkı maddeleri şeker ve tatlandırıcıların kombinasyonu ile elde edilir. PE ve OPP filmler kullanım alanları açısından son zamanlarda selefonun yerini almaya başlamıştır. PE selefon kadar gaz geçirimsiz ve berrak görünümlü olmasa da yırtılma dayanımının mükemmel olması, heat seal için uygun olması ve nem geçirimsiz olması nedeniyle avantajlı olmaktadır. Polipropilen polietilene göre daha berrak ve tok bir malzemedir.
Alüminyum folyo laminelli malzemelerde son zamanlarda oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle daha pahalı ve korunmanın çok önemli olduğu şekerlemeler için FolyoAVax/Kağıt veya Folyo/PE/Kağıt/PE kombinasyonları kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra, yine alüminyum folyo kullanılarak yapılmış pek çok ambalaj malzemesi bulunmaktadır.
Kabuklu Yiyecekler:
Meyve ve fındıklar şekerlemelerde önemli katkı maddeleridir. Ayrıca paketlenerek de satılır. Fındık ve fıstıklar bünyelerindeki yüksek yağ miktarı nedeniyle oxıdasyon sonucu ekşimeye ve neme duyarlıdır. Çok fazla nem mikroorganizmaların oluşumuna az miktardaki ise kırılganlığa ve tat kaybına neden olur. Normal nem oranı %3,5 kadardır ve %2'nin altına kesin düşmemelidir. % 5.5 - 6'yı geçerse oldukça sulu yumuşak ve az raf ömrüne sahip olur. İdeal bir ambalajı raf ömrü için sıfır oksijen geçirimsiz olması gerekir ve vakum altında paketlenmelidir. Ayrıca ürünü fiziksel etkilere karşı da korumalıdır.
Ultraviole ışıklarda doymamış yağlar okside olacağı için ekşime olacaktır. Dolayısıyla kullanılacak ambalajda bu unsurda göz önüne alınmalıdır. Meyveli şekerlemelerde aynı sert şekerleme yapısındadır. Fazla nem yapışkanlık yapar. Bu nedenle en önemli dikkat edilmesi gerekli nokta nem miktarını istenilen oranda tutmaktadır.
Su Alkollü - Alkolsüz veya Gazlı İçecekler
Su:
Dünyayı oluşturan kıtalar arası içecek alışkanlıkları, ayrılıklar taşısa da, piyasa koşulları benzerlik gösteriyor, tüm pazarda korkunç bir rekabet hüküm sürüyor çünkü; çok uluslu büyük firmalar pazarlama gücü ve dağıtım kanalları sayesinde kozları ellerinde tutuyorlar.
Cam şişe, İçecek ambalajlan arasındaki yerini tekrar doldurabilme, geri toplanma ve geri dönüştürme özelliklerine sahip olması, saydam ve bariyer, saklama özelliklerinin iyi olması nedeni ile hala koruyor. Ancak kırılganlık ve ağırlığı, içecek ambalajı olarak kullanılan diğer ambalajlara göre büyük dezavantajdır.
Kahve:
Kahve toplandığı zaman küçük sulu bir meyvedir. İlk kahve ambalajı olarak kağıt paketler görülmektedir. Daha sonra iç içe iki kağıt kullanılmış fakat problemlerin tam olarak ortadan kalkmaması üzerine iç kısma film çekilmiştir. Film malzemeye mükemmel bir gaz geçirimsizlik özelliği vermiştir. Cam yaygın olarak kullanılır. Fiyatının düşüklüğü ve kapağın tekrar tekrar açılıp kapatılabilmesi açısından tercih edilmektedir. Plastik kavanozlar eğer gerekli olan Özelliklere cevap verebilecek yapıda olabilseler, cam ve metal kavanozların yerini alabilirler. Kahve son zamanlarda vakum altında paketlenmektedir. Bu işlem için en uygun ambalaj şeklinden biri olan poşetler malzemelerin birleştirilmesiyle tetrahedral yapıda üretilmektedir.
Çay:
Meşrubat sektörünün en önemli özelliklerinden biri üretimden son tüketime kadar tüm aşamalarda ilgili diğer sektörlerle yakın iş birliği içerisinde bulunmasıdır. Bu özelliği ilgili sektörlerin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bunlar arasında özellikle ambalaj sektörüne olan katkısı küçümsenmeyecek kadar yüksektir.
Çay; kafein, tannin ve yağ içerir. Çayın ilk ambalaj malzemesi tahtadır. Ardından kağıt poşetler içerisinde satılmaya başlanmıştır. Bunun yanı sıra cam veya teneke kavanoz ve kutular ambalaj malzemeleri geniş yer kaplamaktadır. Alüminyum Folyolu fleksible ambalaj malzemesinin ise avantajları göz önüne alındığında diğerlerinden çok daha önemli hale gelmektedir. Çay genelde; alüminyum folyo/kağıt/PE spesifıkasyonundaki malzeme ile ambalajlanmaktadır.
Alkollü - Alkolsüz ve Gazlı İçkiler
Bu içkiler için kutu olarak kullanılacak ambalaj malzemesinden mukavemet ve geçirimsizlik özelliklerinin yanında saydamlık ve antioksitlikte aranmaktadır. Performans özellikleri ise şöyle sıralanabilir.
• Sünme dayanıklılığı: Çaptaki artış 90 günde %3'ten az olmalıdır.
• Darbe mukavemeti: 1-2m yüksekten sert bir yüzeye bırakıldığında kırılmamalıdır.
• Gaz geçirgenliği: 90 günde gaz kaybı en fazla %15, oksijen girişi 90 günde25 ppm'den az olmalıdır.
Cam şişe veya alüminyum kutular oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Alüminyum değişik alaşımları kullanım yerlerine göre ayarlanmaktadır.
Meyve ve Sebzeler:
Gıda sektörünün alt sektörlerinden biri olan yaş meyve ve sebzeler ve işleme sanayi; büyüme potansiyeli ve ihracat hacmi yüksek olan sektörlerin başında gelmektedir.
Aranılan nitelikleri yönünden yaş meyve ve sebze ürünlerinin ambalajı, içindeki ürünü ezilme, sallanma ve üzerindeki istifin basıncından koruyacak şekilde sağlam ve sert olmalı ve özellikle hafif olmalı, havalanma, soğutma, fumigasyon ve benzeri işlemlere uygun ve içindeki ürünlerin kontrolüne olanak vermeli, boş olduğunda kolay taşınmalı, az yer kaplamalı, kolay hazırlanabilir, doldurulabilir ve kapatılabilir olmalı, istifleme, taşıma vb. işlemlere uygunluk açısından sorun çıkarmamalı, içindeki ürüne iyi bir ortam sağlamalı, işaretlemeye ve etiketlemeye elverişli olmalıdır. Doğal olarak tüm bu nitelikleri yanında keza ekonomik olması da ön planda tutulmalıdır.
Yaş meyve ve sebze ambalaj kaplan imal edildikleri malzemelere göre kısaca aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:
• Çuval yada ağ (file) ambalajlar
• Ahşap ambalajlar (sandıklar, paletler, kapaklar)
• Plastik ambalajlar (Polyetilen, PE, Polipropilen PP, Polisitren PS, Polivinilklorür
PVC, Poliamid PA filmler, levhalar, treyler ve kaplar).
• Kağıt esaslı ambalajlar (sargılık kağıtlar, kağıt torba ve çantalar, karton kutular,
oluklu mukavva kutular, treyler, etiketler, örtüler, kuşaklar ve bantlar).
• Diğer ambalajlar (Metaller ve Camlar)
Taze meyve ve sebzeler:
Taze meyve ve sebzelerin değerlendirilmesi aşamalarında cam ambalaj kapları başta gelen ambalaj malzemeleri olmaktadır.
Cam kapların yaş meyve ve sebze değerlendirilmesinde kullanılması çok eski yıllara dayanmaktadır. Bu sanayi dalında cam ambalaj daima önde gelen ve aranan bir ambalaj malzemesi olmuştur.
Kurutulmuş Gıdalar:
Bu gruba çeşitli proseslerden geçirilerek suyu alınmış, kekmiks, çorba ve puding gibi gıdalar girmektedir. Gıdanın özelliğinden dolayı mükemmel bir su buharı ve özellikle gıda içerisindeki yağ bileşimlerinden dolayı gaz geçirimsizliği istenmektedir. Gıda içerisindeki yağ asitleri, oksijenle karşılaştığında oksidasyona neden olur ve bunun sonucunda ekşime, renk ve tat değişikliği meydana gelir. Hatta bu reaksiyonlar paketleme işlemi bittikten sonrada bir süre devam eder.Dolayısıyla bu tür aktivitelerin azaltılması gerekmektedir. Kurutulmuş toz gıdaların paketlenmesi sırasında ortaya çıkan problemlerden biri, eğer malzeme üzerinde statik elektriklenme olursa, toz halindeki bu gıdaların yapışma bölgelerinde dağılarak yapışmayı engellemesidir. Bu nedenle heat seal yapılacak kısamda bir ionomer kullanılması probleme çözüm getirebilir. Gıda korunması için kullanılacak ambalaj malzemeleri genelde PE kaplı kağıtlar yada LDPE/Al.Folyo/ LDPE/ Kağıt spesifıkasyonlandır.
Meyve ve Sebze Suları:
Cam şişelerin kullanımında tekrar doldurmak, geri toplamak ve geri dönüştürmek gibi vazgeçilmeyecek avantajları vardır. Şeffaf ve bariyer olma, saklama özellikleri iyidir. Çeşitli şekil ve tiplerde üretilebilmektedir. Meyve ve sebze suları şişelerinde plastik compound'lı metal taç kapak kullanılmaktadır.
Pet şişe diğer plastiklere nazaran daha dayanıklı daha şeffaf ve su buharı ve karbondioksite karşı daha bariyer özelliğe sahip bulunmaktadır. Geri dönüşüm imkanları son yıllarda çok iyi geliştirilmiş bulunmaktadır.
Tetrapak kutuları; malzemeleri bağlayan ve dış ve iç yüzeyde bulunan PE kaplama özel reçinelerden elde edilmektedir, Tetrapak ambalajlı ürünlerin raf ömrü oldukça uzun bulunmaktadır.
Metal kutularda önceki yıllarda kullanılan geleneksel üç parçalı kutu üretimi yerini bugünkü iki parçalı kutu üretim teknolojisine bıraktıktan sonra üretimde verimlilik, maliyet ve görünüş bakımından büyük bir basan elde edilmiştir. Daha sonra kolay açılan kapaklı kutuların piyasaya çıkması üretici ve tüketiciye büyük basan sağlamıştır.Stand-up pouches (dik duran poşet ); meyve suyu ambalajında kullanılan dik duran poşetin yapısı 130gr/m2 triplex folyo olup, 12 mikron PET 9 mikron AJü folyo!90 mikron PE laminasyonu yöntemi ile gerçekleştirilmektedir.
Lamine poşetler, meşrubat sektöründe meyve tozu üretim ve tüketiminin hızlı artış trendi içine girmesinde gerekli ambalaj malzemesinin ülkemizde üretilme imkanının çok iyi olması önemli rol oynamaktadır. Baskı üst plastik filme reverse (ters) basılmak suretiyle hem dış etkenlere karşı korunmuş, hem de albeni niteliğini arttırmıştır.
Hazır veya Aperatif Yiyecekler:
Bu tür yiyecekler normal olarak yemeğin bir bölümünü oluştururlar. Genellikle yemek aralarında, spor yaptıktan sonra, dinlenirken gibi yemek dışı yenilen yiyecekler denebilir. Patates, mısır cipsleri, fındık, fıstık, çeşitli krakerler, peynir dilimleri, börekler, sandviçler ve çeşitli gıdalar bu sınıftandır.
Kullanış amacına uygun fleksibl ambalaj malzemelerinde aranılan genel özellikler, su buharı, gaz, koku ve ışık geçirmezliği, rutubete ve yağa karşı mukavemeti, baskı lakları, mürekkep ve boyaların tutuculuğu, darbeye karşı dayanıklılığı, delinme kabiliyeti ve yırtılma kolaylığı gibi mekanik ilişkileri, içine konulan ürüne tat ve koku nüfuzu, ambalajlamada sıkı kapanma ve ihtiyaç anında kolay açılabilme özelliği, kalınlıkları ve tüketim öncesi yada tüketim sırasında uygulanacak servise hazırlama proseslerine (dondurma, ısıtma, pişirme, kaynatma ) uyum sağlama şeklinde özetlenebilir.
Son yıllarda ülkemizde bazı peynir ürünleri dahil hemen hemen bütün kaşar peyniri çeşitleri vakumlu PA/PE koestruzyonlu bileşik folyoları içinde ambalajlanmaktadır. Kap ayran ambalajında geri dönüşümlü ağzı alü-folyo sıvalı cam şişelerde kullanılmaktadır.
Turşu, sebze ve meyve konserveleri ambalajı olarak cam kavanozları, 0,5 ve 4 kg. teneke kaplar kullanılmaktadır.
-18°C ve altında dondurma, gıdada mikro organizmaların gelişme ve faaliyetlerini yavaşlatmak, kimyasal reaksiyonlarını geciktirmek ve enzim hareketlerini önlemek için kullanılmaktadır. Dondurulmuş gıda ürünlerinde değişik fiziksel ve kimyasal karakteristiklere haiz fleksibl ambalaj malzemeleri kullanılmaktadır.
Patates - Mısır Cipsleri:
Her sene artan bir oranla en çok satılan yiyecekler arasına giren patates ve mısır cipsleri %2.0'si su, % 6.7 protein, %37.1 yağ, % 51.5 karbonhidrat ve % 3'ü çeşitli minerallerdir.
Patatesler yıkanıp makinalarda dilimlendikten sonra 90 ~ 110°C'taki yağ içerisinde kızartılır. 3-5 dakika süren kızartma işleminden sonra fazla yağlar alınır ve tuz eklenir. Paketlemeden önce cipsler paket içerisinde olacak terlemeyi ve yumuşamayı önlemek için soğutulur. Şekil verme-doldurma ve yapıştırma yapan makinalarda kullanılmalıdır.
Patates ve mısır cipslerinde ambalaj gıdayı ekşimeye, neme, tat ve koku transferine ya da değişimine izin vermemek için kullanılır.
Otomatik makinalarda ambalajlama önce selefonla başlamıştır. Laminelli malzemeler yaygın olarak kullanılmaktadır.
Film - film spesifıkasyonundaki malzemeler iyi sonuç vermesi neticesinde bu tür lamineli ambalaj malzemeleri kullanımı daraltmaya başlamıştır. Daha çok dublex PVDC kaplı selofan filmler kullanılmaktadır.
Hububat, Ekmek ve Unlu Mamuller
Un genelde ekmek ve ekmek ürünleri (tost ekmeği, hamburger ekmeği, sandviç ekmeği ve pide gibi) üretim tesislerine 50 kg'lık bez çuvallar içinde teslim edilmektedir.
Granül, Hububat Ambalajı:
Pirinç, bulgur gibi granül haldeki hububat türü gıda maddelerinin çabuk bozulmasının en önemli nedenlerinden biri nemdir. Bu tür gıda maddelerinin bu nedenle, öncelikle nem, daha sonrada çeşitli böceklerden korunması gerekir. Fazla nem pirinç, arpa yada bulgurun küflenmesine neden olmaktadır.
Bu tür gıdalar genelde Selofan ya da PE pencereli karton kutular içerisinde satılmaktadır. Ayrıca şekillendirme ve dolum yapan makinalarda kullanılan PE torbalarda popülerdir. Bunun yanı sıra son zamanlarda kağıt / PE / Folyo / PE spektide yaygınlaşmaya başlamıştır. Bir diğer ambalaj türü ise karton kutu içerisine bu spesifikasyonlu ambalajın yerleştirilmiş halidir.
Patlamış Mısır:
Patlamış mısırın oksijen ve nemden korunması gerekmektedir. Patlamış mısırlar genelde diğer hazır veya aperatif yiyecekler gibi dublex selofan filmden yapılmış poşetler içerisinde satılır. Henüz patlamış mısırlar ise alüminyum tabaklar içerisindedir. Bu tabaklar içerisine konulmuş mısırlar yemeğe başlamadan önce patlatılmakta daha sonra paketin kapağı açılıp mısır yenilmektedir. Alüminyum folyo tabakların avantajı ayrıca bir pişirme tabağına gerek kalmamasıdır. Ürünün ne olduğunu belirten bir askıda bu tür ambalajı cazip kılmaktadır.
Un ve Unlu Gıdalar
Un:
Genelde un kağıt torbalar içerisinde satılmaktadır. Değişik miktarlarda paketlenmesi yapılan un, karton kutular içinde satılabilir. Un ve unlu gıdaların her şeyden önce nem ve haşereye karşı korunması gerekir.
Ayrıca evlerde, fast - food tüketim mahalleri, genel dağıtım merkezlerinde, pastaneler, tatlıcılar, börekçilerde börek, çörek, pide, pasta, kek ve hamur tatlıları üretiminde kullanılmak üzere 1,2,4 ve 10 kg'lık baskılı çift katlı kağıt poşet torbalar içinde de pazarlanmaktadır. Çift katlı söz konusu poşetlerde, içte bulunanlar için 70 gr/m2 esmer kraft kağıdı veya 70 gr/m2 imitasyon kraft kağıdı, dışta bulunanlar için ise 70 gr/m2 beyaz kraft kağıdı veya kuşe kağıdı kullanılmaktadır.
Üretimi tamamlanmış olan ekmek ürünlerinin ambalajında PE, PP ya da PP/PE laminasyonu torbalar veya kağıt torbaların sağlık ve hijyen açısından yasal olarak kullanılma zorunluluğu uygulamaya konulmuş bulunmaktadır.
Bisküvi ve Krakerler:
Bisküvi; un, yağ, şeker tatlandırıcı ve renk vericilerin katılmasıyla yapılan hamurdan elde edilir. Hamur daha sonra istenilen şekilde kesilir ve fırınlanır. Bisküvinin yumuşaklığı içerisine konulan katkı maddeleri ve unun yapısına göre değişir. Çok fazla bisküvi çeşidi vardır. Bazılarında şeker, bazılarında yağ oranı fazladır.
Eğer içerisinde meyve varsa, uygun olmayan ambalaj malzemesi gıdalarda mikro organizma oluşmasına, fındık varsa ekşimeye neden olur.
Krakerler ise aynı bisküviler gibidir fakat tatlandırıcı olarak peynir tuz gibi tatlı olmayan maddeler katılır.
Nem geçirimsiz selofan, OPP ile kaplı alüminyum folyolar, polistren, bisküvi ve kraker ambalajında kullanılmaktadır.
Kutu içinde kutu/ kutu içinde poşet ambalajlama, süper market raflarında bisküvi vb. ürünlerin ambalajlanmasında kullanılır. Dıştaki ambalaj değişik tür kağıtlar ve lamine malzemelerden içindeki plastik film, alüminyum yada lamine edilmiş özel kağıt torbalardan oluşur.
Zeytin ve Zeytin Ürünleri:
Zeytin içine kimyasal maddelerin katılımıyla hazırlamıştır. Genelde konserve halinde yada tenekelerde satılmaktadır. plastik poşetlemenin içinde de ambalajlanabilir.
Zeytin yağı sadece zeytinin sıkımından elde edilmektedir. plastik veya cam şişelerde 10 ve üstü kilolarda ambalajlanması da teneke kutularda olmaktadır.
Zeytin kolonyasının ambalajlanması da ya plastik yada cam şişelerde olmaktadır.
Zeytin sabunu karton ambalajlarda yada plastik ambalajlarda piyasaya sunulmaktadır.
Zeytin şekeri yine karton ambalajlamada kullanılmıştır.
"Plastiğin tercih edilme sebeplerinden biri de hafif olmasıdır. Örneğin l lt. hacmindeki şişe farklı ambalaj malzemelerinden yapıldığında daha ağır olmaktadır."
Çok sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak ve bu ortamlarda yoğun efor sarf etmek güneş çarpmalarına (sıcak çarpması ) sebep olur . Güneş çarpmasının ortaya çıkmasında güneşte kalınan süre, hissedilen ısı, sarf edilen efor ve kişinin yaşının etkisi vardır. Bunlar birbirlerini tamamlayan unsurlardır. Sıcak-nemli hava, sıcak-kuru havadan daha rahatsız edicidir. Havadaki yüksek nem, terin buharlaşmasını yavaşlatır ve vücudun doğal bir soğutma mekanizması engellenmiş olur. Vücut ısısı iki mekanizma ile düşürülür. Yüksek ısı ortamında damarların genişlemesi ve terleme ile soğutma sağlanır. Bir litre terleme ile 600 kalorilik ısı kaybedilir. Önemli olan termometredeki okunan ısı değildir. Nem ve durgun hava, ısının beden üzerindeki etkisini artırır. Isı ve nem bileşimi ölüme sebep olabilir. Örneğin 33 derece ısıda, bağıl nem %90-95 ise güneş çarpması ve termal şok an meselesi iken, 50 derece ısıda bağıl nem % 10-15 seviyelerinde ise güneş çarpması, ısı krampları ve ısı bitkinliği olabilmektedir. Hissedilen sıcaklık, bağıl neme bağlıdır. Aktüel hava sıcaklığına nispi nem faktörü eklenince, gerçekte sıcaklığın nasıl hissedildiği elde edilir. Hava raporlarını izlerken, mutlaka hissedilen sıcaklığa dikkat ederek tedbir almak gerekir. Sıcak hastalıkları, hava sıcaklığı 32 derecenin, nem oranı da % 60 'ın üzerindeyse ortaya çıkar. Hissedilen sıcaklık 32-40 derece ise sıcak bitkinliği ve krampları görülür. 40 derece ve üzerinde ise güneş çarpmaları oluşur. Araştırmalar tüm koşulların aynı olması durumunda ısı kaynaklı rahatsızlıkların şiddetinin yaş ile artma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Güneşin en dik olduğu saatlerde (10:00 – 15:00 saatleri arası) güneşlenilmesi, dışarıda uzun süre kalınması tehlikelidir.
Hastalıklar tavuk yetiştiricisinin korkulu rüyasıdır. Civcivlerin, piliçlerin, tavukların bakım ve beslenmelerinin çok önemli olması yanında yetiştiriciler çok çeşitli hastalıklarla mücadele etmek durumundadırlar. Fakat hastalıklar o kadar çeşitlidir ki...Her hastalık ayrı bir bilgi ister.
Bu konuyu da öğrenirseniz, hastalıklar hakkında epeyce bilginiz olacak. Ama hala yeterli sayılmaz. Öldürücü olanı var, olmayanı var. Ama her biri mutlaka verimi düşürüyor. Yani kazancı azaltıyor.
Tedbirli olursak, bilgili olursak, bilinçli olursak, bu hastalıklar kümesin kapısına uğrayamaz. Birazcık ihmal, büyük zararlara davetiye çıkarmaktır. Hastalık çıktıktan sonra yapılacak işler hem azdır, hem zordur. Önemli olan,hastalığı kümese yaklaştırmamak. Bu hem garantili, hem kolay, hem ucuz.
Temizlik,Titizlik, Aşı.Bunlar üç kardeş,üçü de hastalığa karşı en sağlam eleman.
En belirgin özelliklerini ortaya koyarak bu hastalıkları tanımanıza yardımcı olmak istiyoruz. Uyarılarımız var, tavsiyelerimiz var.
HASTALIKLARIN SINIFLANDIRILMASI
Kanatlı hayvanların sağlığını ve dolayısıyla da verimlerini olumsuz yönde etkileyen bozuklukları ve hastalıkları başlıca iki grupta toplayarak inceleyebiliriz:
A-Mikroorganizmalardan ileri gelen bulaşıcı hastalıklar:
Kanatlı hayvanlar arasında mikroorganizmaların sebep olduğu bulaşıcı karakterli hastalıklardır. Bulaşıcı olan hastalıklar kendilerine uygun ortam bulduklarında hayvanlar arasında kolayca yayılarak salgınlar meydana getirir ve büyük ekonomik kayıplara sebep olurlar. Bu hastalıkları dört grupta inceleyebiliriz:
1-Bakteriyel hastalıklar:
a)Kanatlı tifosu
b)Kronik Solunum Sistemi Hastalığı – CRD
c)Inf. Synovitis - Ms
d)Kolibasillozis
2-Viral hastalıklar:
a)Newcastle - ND
b)Marek- MD
c)Gumboro - IBD
d)Enfeksiyöz Bronşitis - IB
e)Egg Drop Syndrome – EDS/76
f)Çiçek
3-Mantar hastalıkları:
4-Paraziter hastalıklar:
a)Koksidiyoz
b)Tavuk askariyazisi
c)Histomoniasis
d)Dış parazitler
Hayvanları bulaşıcı hastalıklardan korumada aşılama, ilaçlama, dezenfeksiyon, sağlık koşullarının düzeltilmesi ve koruyucu önlemlerin alınması,uygulanması ve titizlikle devam ettirilmesi gereklidir.
B-Mikroorganizmalardan ileri gelmeyen,bulaşıcı olmayan hastalıklar :
Bu hastalıkları üç grupta inceleyebiliriz:
a-Beslenme hastalıkları
b-Zehirlenmeler
c-Kalıtsal hastalıklar
Bulaşıcı olmayan hastalıklar mikroplardan kaynaklanmadığı için bir hayvandan diğerine bulaşmaz, fakat bazı şartlar altında bulaşıcı hastalıklar kadar ekonomik kayıplara sebep olurlar.
1-Bu hastalıklar hayvanların yem karışımlarında bulunması gereken protein,aminoasit, mineral madde ve vitaminlerin yeterince olmamasından veya yokluğundan kaynaklanır.
2-Kimyasal maddelerin veya bitkisel kaynaklı zehirlerin yemlerle belli miktardan fazla alınması sonucu meydana gelir.
3-Bazı bozukluklar hayvan türleri arasında nesilden nesile aktarılırlar ve bazılarıda civcivin yumurta içinde gelişimi sırasındaki kuluçka hatalarından dolayı anomaliler oluşur.
1-Bakteriyel Hastalıklar :
a)Kanatlı Tifosu
Bütün kanatlılarda görülebilir. Bulaşıcıdır, öldürücüdür. Hayvanlara iki yoldan bulaşır.
1.Yumurta ile bulaşma:
Tifolu tavukların yumurtası tifo mikrobu taşır. Bu yumurtalardan çıkan civcivler hastalığı diğer civcivlere de bulaştırır.
2.Yatay bulaşma:
Hasta tavuklardan diğerlerine doğrudan bulaşma şeklidir veya hastalık bulaşmış yemlik, suluk, yem, kümes ekipmanları ile diğer tavuklara da hastalık bulaşabilir.
Hasta hayvanlar
Hastalığın görülmesinden sonraki 10 gün içerisinde ölümlerde başlar. Ölüm oranı yüzde20-80 arasında değişir. Hayvanlar durgunlaşır. Tüyleri kabarır, ibik ve sakalları solgundur. Yeşilimsi bir ishal görülür.
Teşhis
laboratuara yeteri kadar hasta ve ölü hayvan götürülür. Bunlardan hastalığın teşhisi yapılır.
Tedavi
Hastalık çıkınca hemen tedaviye başlanmalı. Antibiyotikler kullanılır. Ancak her zaman kesin sonuç alınamaz. Tedavi gören hayvanların yumurtaları damızlık olarak kullanılmaz.
Temizlik+ Titizlik...
Tifodan korunmak kolaydır. Kümesler iyi dezenfekte edilirse, kümeslere giriş-çıkış kontrollü olursa, yumurtalar hastalık olmayan işletmelerden alınırsa, kümeste tavuk tifosu testleri yaptırılırsa tifo kümese uğrayamaz.
b)Kronik Solunum Sistemi Hastalığı ( CRD : Si-ar-di )
Ülkemizde çok yaygın bir hastalık. Piliç, tavuk ve hindilerde görülüyor. Genç hayvanlar daha çok yakalanıyorlar.
Bulaşma solunum yolundan olmaktadır.
Hastalığı atlatan bir hayvan, uzun zaman yumurtası ile hastalık üretir. Ayrıca bulaşık yem ve sular, toz-toprak hastalığı nakleder.
Hasta hayvanın soluğu daralır.
Hastalar hırıltılı nefes alır. Zor soluduğu için başını öne uzatır, ağzını açar, ötermiş gibi nefes alır. Burun akıntısı vardır. Hindilerde burun ve göz akıntısı görülür. Hayvanın gözleri kapanır.
Etçi sürülerde hastalık 4-8 haftalık piliçlerde görülür. Yem tüketimi azalır,kilo kaybı olur.
Teşhis
Öncekilerle aynı. Hasta ve ölü hayvanlar laboratuara götürülür, teşhis orada konur.
Tedavi
Yem ve sular ile antibiyotikler verilir. Yemlere protein, mineral madde ve vitamin ilaveleri yapılır.
Korunma şart ...!
Bu hastalık tavuk ve hindi yetiştirilen her yerde görülüyor. Hastalığın yumurta ile geççiğini unutmayalım. Onun için damızlık ve kuluçka işlerinde yumurtaların kontrolü çok önemli.
Kümesin ısısı, ışığı, nemi, havalandırılması uygun olmalıdır. Kümes asla kalabalık olmamalı. Elbette temizlik ve dezenfeksiyon korunmanın ilk şartıdır.
c)Enfeksiyöz Sinovitis
Hastalık genç hindilerde ve piliçlerde eklemlerin şişmesi ile belirir. Bulaşıcıdır.Mikrobu taşıyan yumurtalardan geçer. Hayvandan hayvana da bulaşır.
Hayvanın ibiği solar, küçülür, tüyleri kabarır, bacak eklemleri şiştiği için hayvan zor hareket eder. Hayvan gitgide zayıflar kurur.
Teşhisiçin laboratuvara hayvan götürülür.
İlaçlatedavi yapılabilir. Antibiyotikler, vitaminler kullanılır. Temizliğe önemverilir. Hasta olanlar ayrılır.
d)Kolibasillozis
Mikroptan ileri gelir. Ya tek başına hastalık yapar ya da başka bir hastalığa eşlik eder.
Dışkı ile kirli yumurtanın kabuğundan içeri sızan mikrop, içerideki civcivi hasta eder veya öldürür.
Günlük civcivlerin göbek deliğinden içeri girer, her türlü yaralardan bulaşır. Öldürücüdür.
Bazen birden bire ölümler başlayıverir. Başlangıçta hiçbir belirti görülmez.
Belirti olduğunda bunlar diğer hastalıklarınkine benzer. Yani durgunluk, iştahsızlık,tüylerin kabarması gibi belirtiler görülür.
Mikrop,kirli yumurtanın kabuğundan içeri girdiyse içerideki civciv yumurtadan çıksa bile çok yaşamaz. Yaşayabilenler de işe yaramaz. Bunları hemen ayıkmalıdır.
Göbek deliğinden mikrobu alan civcivlerde sarı kesesi yangını oluşur. Hayvan takatsizdir. Karnı şişkindir. Göbek civarı yangılıdır.
Hastalık eklemlere de yerleşebilir. Eklem bölgeleri şişer. Sıcak ve ağrılı olur.Hayvan yürüyemez.
Teşhisi kolay değildir
Başka hastalıklarla karışır. Hastalığın kendine ait belirtiler ortaya çıkmaz.Doğru teşhis laboratuarlarda olur. Hasta olan birkaç hayvan laboratuara götürülür,orada teşhis konur.
Tedavi için antibiyotik
Durumu iyi görünen hastalara antibiyotik veya sülfonamid grubu ilaçlar verilebilir. Bunlar yem ve suları ile veya şırınga ile verilebilir.
Önce yumurta temizliği
Kirli yumurtalardan sakınmalıdır. Yumurta çok az kirliyse, fırça ile kuru kuruya temizlenmelidir. En iyisi kuluçkaya alınacak yumurtaları fumigasyondan geçirmek. Kuluçka makineleri de çok iyi dezenfekte edilmelidir.
Diğer kanatlı hastalıklarında olduğu gibi kolibasillozis de temizliğe dikkat ederek önlenebilir.
2-Viral Hastalıklar :
Newcastle (Nevkastıl ) Hastalığı
İşte çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık Newcastle...!Diğer adı Yalancı Tavuk Vebası. Yurdumuzun her yerinde ve dünyada da çok yaygın bir hastalık.
Bulaşma yolları solunum ve sindirim sistemleri. Hastalık mikrobu ile bulaşmış yem, su,malzemeler ve ekipmanlar ile hayvandan hayvana geçer.
En sevdiği şey pislik...
Hastalık pis ve bakımsız kümeslerde kolayca çıkar. Hayvanlarda stres varsa, kümes sıkışık ise hastalığın çıkışı daha çok görülür. %90' a varan ölümlere yol açar.
Aniden ölümler başlar.
Sürüde birden bire ölümler başlayıverir. Hayvanlar bitkindir, hızlı ve hırıltılı solurlar, öksürük görülür.Kanat bacak, boyun felçleri meydana gelir. Genç hayvanlar daha şiddetli hastalanır. Yem yiyemezler, yumurta verimi düşer, kalitesiz, kabuksuz yumurtalar atar.
Teşhis
Buna benzer başka hastalıklarda var. Acaba hangi hastalık diye, laboratuara hasta ve ölü hayvan yollanır. Orada teşhis konur.
Bu hastalığı kümese sokmayalım
Çok bulaşıcı. Çok öldürücü. Bu hastalığı kümesimize uğratmamak lazım.Ne yapalım?
Önce temiz bir kümes:
Temizlik ve dezenfeksiyon hakkınca yapılmalı.
Sürüye dışarıdan olur- olmaz hayvan getirip katmamalı.
Dışarıdan gelen viyolleri, çuvalları kümese sokmamalı.
Her isteyen kümesimize girmemeli.
Yumurta ve civciv alınacak işletmeler iyi tanınmalı, rasgele yerlerden alınmamalıdır.
Her önlemin başı : AŞI
Aşı hastalığın en önemli tedbiridir. Bütün bir sürüde hastalığa karşı bağışıklık sağlar.
Kullandığımız iki aşı var. HB1 ve Lasota . HB1 aşısı30 günlüğe kadar hayvanlara iki defa yapılır. Lasota aşısı 24 günlükten büyük hayvanlara ikinci veya daha sonraki aşılarda içme suyu, sprey veya adaleden olarak uygulama yapılır.
Aşı temiz şartlarda yapılmalıdır. Tarifine göre uygulanmalıdır. Aşılamadan15 gün sonra kan muayenesi yaptırılarak bağışıklık durumu kontrol edilmelidir.
b) Marek Hastalığı
Hayvanların iç organlarında tümörler meydana gelir. Bulaşıcıdır, öldürücüdür.
Kümesin tozlu havasına karışan mikrop (virüs) hayvanları hasta eder. Virüs bulaşmış ekipman, yem, su, altlık da hastalığı nakleder.
İki şekilde görülür:
1.Kronik şekil:
10-15 haftalık tavuklarda görülür. Hastalık hafiftir. Ölüm azdır. Hayvan durgun, iştahsız, ibik ve sakalları solgundur, zayıflar.
Bacaklarda ve kanatlarda felç meydana gelir. Bu yüzden bacağın biri ileriye,biri geriye doğru uzanır. Kanat düşer, yerine dönemez. Parmaklar bükülür.Boyun çarpılır. Göz donuklaşır, körlük olabilir.
1.Akut şekil:
Hastalık hızlı gelişir. Ölüm fazladır. Hastalığın belirtileri aynıdır.Felçler vardır.
Teşhis için laboratuara ölü ve hasta hayvan götürülür. Böylece Marek’e benzeyen başka hastalıklardan ayırt edilir.
Tedavisi yok
İlaçla tedavi mümkün değil. Hastaları ayıkmalı, yok etmeli. Kümes güzelce dezenfekte edilmelidir.
Aşılanmamış civciv almayalım…!
Civcivler bir günlük iken Marek aşısı yapılmalıdır. Aşılanmamış civcivleri kümese sokmamak lazımdır. Aşı hastalığı yüzde yüz önlemez.Ancak hastalık çıksa da ölüm pek az olur, hastalık hafif geçer. Civciv aşısından sonra 3-4 haftalık olunca bir aşı daha yapmakta yarar vardır.
c) Gumboro Hastalığı
Bulaşıcı öldürücü bir hastalık daha! Hem de hayvanların yüzde 80-90’ıyakalanabiliyor. Yüzde 10-15 kadar olan ölüm oranı genç hayvanlarda, streste varsa , yüzde 30’ lara çıkabilir. Genellikle 4-12 haftalık hayvanlarda görülür.
Nasıl bir hastalık?
Tavukların hastalığı. Tavuklarda titreme halsizlik, zayıflama ve ishal olur. Hasta piliçler gelişemezler.
Bir kümeste hastalık varsa, buraya konan bütün tavuklarda hastalık çıkar.Bulaşma ağız yolundan olur.
Dışarıdan getirilen hasta hayvanlar, hastalığı kümese sokar.
Hastalık taşıyan araç, gereç, yem hastalığı kümese taşır.
Etçi tavuklar hastalıktan çok etkilenirler. Hasta hayvanlar daha fazla yem tüketirler,maliyet yükselir.
Hastaların durumu
Önce durgunluk vardır. Kıç etrafındaki tüyler dışkı ve toprakla kirlenmiştir. Beyaz ve sulu bir ishal görülür. Bitkinlik, titreme, tüylerin kabarması ve oturma isteği ortaya çıkar.
Teşhis
Başka hastalıklara benzediği için, onlarla karıştırılabilir. En iyisi laboratuara materyal götürerek kesin teşhisi yaptırmaktır.
Maalesef tedavisi yok
Hiçbir ilaç hastalığı tedavi edemez. Hastalar ayrılır, bulaşmadan şüpheli olanlar yok edilir. Yemlere vitamin ve mineral takviyesi yaptırılır.
Dezenfeksiyon nasıl olmalı
Kümeslerde çok iyi bir dezenfeksiyon yapmalıdır. Hastalık etkeni dış şartlara çok dayanıklı olduğu için mücadelede en kritik nokta çok etkin ve dikkatli bir devre arası temizlik ve dezenfeksiyonun yapılması gerekir.
Aşıuygulamalarını nasıl yapacağız ?
Gumboro hastalığı ile mücadele diğer önlemlerin yanında etkin bir aşılama ile olmaktadır. Ancak bu hastalığa karşı tek bir aşılama programı önermek mümkün değildir. Aşılama programları düzenlenirken çevredeki hastalık riski, civcivlerdeki anadan geçme koruyucu maddelerin durumu, hayvanların yetiştirme yönü, aşılanacak hayvanların sağlıklı olmaları, kümesin temizlik durumu dikkate alınmalıdır.
d)Enfeksiyöz Bronşitis Hastalığı
Çokçulaşıcı bir akciğer hastalığıdır. Yumurtayı bozar, verimi düşürür,ölüme yol açar. Nedeni bir virüstür.
Bulaşma solunum yolundan olur. Kümesin tozlu havasına karışan mikroplar hastalığı bulaştırır. Üzerinde virüs taşıyan her canlı ve cansız bulaşmaya neden olur.
Öksürük,aksırık, hırıltı…!
Burun akıntısı, öksürük, aksırma ve tıksırma görülür. Hayvan hırıltılı nefes alır. Gece ve sabahları bu sesler çok belirgindir.
Bazen virüs böbreklere de sıçrar. O zaman idrar kana karışır, hayvanın ibiği morarır, tüyleri karmakarışık olur. Hayvan bol su içer, dışkısı sulanır,altlık ıslanır. Hastalığın 6'ıncı gününde ölümler başlayabilir. Bir hafta süren ölümlü dönemde hayvanların yüzde 5' i ölebilir. Civcivler hastalığa daha az dayanabilir.
Hastalık yumurta kanallarını zedeler. Onun için yumurtaların içinde , kabuğunda değişiklikler olur. Yumuşak kabuklu, şekilsiz yumurtalar görülür. Hastalığı atlatan hayvanların yumurtaları da hep bozuk şekilde çıkar.
Teşhis laboratuara götürülen ölü veya hastalıklı hayvanlara bakılarak konur.
İki çeşit aşısı var
Ülkemizde H52 ve H120 adında iki aşı kullanılmaktadır. H120 ile birinci günden başlayarak burun-göz damlası şeklinde aşılama yapılır. Püskürtmede yapılabilir. Hastalık yaygın görülmüyorsa, üçüncü haftada aşılama yapılır; 8 inci, 9 uncu haftalarda tekrarlanır.
Yumurtaya geçmeden önce son bir aşılama yapılır. Ama aşılama yapılmadan,ilkin bir kan muayenesi yaptırılmalıdır. Son aşılama H52 ile yapılacaksa, 15-17. haftalarda içme suyu ile yapılmalıdır.
Ayrıca kümes hijyenine dikkat etmeli, hasta hayvanlar ayrılmalı, yemlerdeki protein azaltılıp, vitamin ve mineraller çoğaltılmalı, stres önlenmelidir.
e) Eds Hastalığı (Egg Drop Syndrome = EDS/76)
Yumurta kanallarını tahrip eder. Bu yüzden yumurtaların kalitesi bozulur.Bazen yüzde 1-3 kadar ölüme de yol açabilir.
Hastalığın nedeni virüstür. Hasta hayvanın dışkısından diğerlerine bulaşır. Kirli yumurtalardan civcivlere geçer. Hastalık yumurtanın bozulmasından anlaşıldığı için yumurtlamayan tavuğun hasta olduğu anlaşılamaz.
Yumurta verimi düşer
Hastalıklı sürüde yumurta verimi düşer. Yüzde 10-15 oranında verim düşüklüğü meydana gelir. Yumurtalar küçülür. Üstleri pürüzlenir. İnce kabuklu olabilir, kabuksuz çıkabilir. Yumurta akı sulanmıştır.
Bazı hayvanlarda hafif solunum güçlüğü görülebilir. İshal de olabilir.Ama bunlar 8-10 günde geçer. Seyrek olarak ölüm olayları görülür.
Teşhis için laboratuara yeteri kadar hayvan götürmelidir.Hastalara antibiyotikler, sülfonamidler verilirse, başka hastalıkların da gelmesi önlenmiş olur. Yemlere protein,vitamin, mineral takviyesi yapmalıdır.
EDSaşısı
Yumurta dönemine girmeden önce EDS aşısı yapılır. Aşıdan 15-20 gün sonra kan muayenesi yapılır, hastalığa karşı bağışıklığın olup olmadığı öğrenilmiş olur.
f) Çiçek Hastalığı
Nedeni bir virüstür. Bu virüsler sıyrık veya yaradan deriye girer, bir kabarcık yapar, içi su toplar, iltihaplanır. Zamanla kurur, kabuklaşır.Kabuklar deriden ayrılıp düşer. Ama bu parçaların içi virüslerle doludur. Onlar tekrar başka hayvanlara geçip, onlarda da çiçek yapar. Bu virüs sıcağa, soğuğa, güneşe, dezenfektan ilaçlara da çok dayanıklıdır.
Virüs ayrıca ağız boşluğunda, dilde, yutakta da bozukluklar yapar. Çiçek ölümlere yol açar. Kümesler kalabalık, rutubetli, kirli ve soğuk ise ölenlerin sayısı fazla olur.
Çiçek iki şekilde ortaya çıkar :
1)Deri Çiçeği Şeklinde
Sakal, ibik, yüz, ağız ve göz kenarları ile tüysüz deride küçük kabarcıklar yapar. Gaga kenarlarında da görülür. Hayvan ağzını açamaz, beslenemez,verimi düşer.
Bu şekilde çiçekte ölüm olayı nadirdir.
2-Difteri Şeklinde
Ağız boşluğu, dil, yutak, yemek ve soluk borusunda üstü gri-sarı renkli zarlar oluşur. Bunlar bütün bölgeyi kaplayabilir. Tutulup kaldırılırsa altı kanar. Kötü kümeslerde yüzde 50’ ye varan ölümler görülür.
Teşhis laboratuar incelemeleri ile kesinleşir. Bunun için laboratuara yetersayıda hayvan götürmelidir.
Tedavi
Özel bir ilacı yok. Hastalar hemen ayrılır. Kabarcıkların ve zarların üzerine gliserin iyode sürülür. Ağız boşluğundaki zarlar pens ile dikkatlice kaldırılır,yerine gliserin iyode sürülür.
Aşı yapılabilir
Hastalık çıkan kümeslerde güvercin çiçek aşısı uygulanır.
Sağlam kümeslerde 1,5 – 2 aylık iken tavuk çiçeği aşıları uygulanır.
Çiçek aşıları hayvanların bacak derisine fırça ile sürülerek yapılırveya kanat zarına iğne batırılarak dayapılabilir.
Aşılamadan sonra üç hafta içinde bağışıklık başlar ve 1 yıl sürer.Güvercin çiçek aşılarının verdiği bağışıklık 3-4 ay sürer.
Kümes Hayvanlarında Aşı Uygulamaları
Aşı bir ilaç değildir. Hayvanları çeşitli hastalıklardan korumak üzere hazırlanmış biyolojik bir maddedir.Kümes hayvanlarında ortaya çıkan bir çok hastalığın ilaçla tedavisi yoktur. Bu hastalıklara karşı hayvanlar ancak aşılama yolu ile korunabilir.Fakat aşı uygulamalarından istenilen faydayı temin edebilmek ayrıca aşıların bir takım olumsuz etkilere yol açmaması için bazı hususlara dikkat etmek gerekmektedir. Bunlar maddeler halinde kısaca sıralanacak olursa :
Aşının kullanma talimatlarına uyulmalı , aşıyı uygulayacak olanlar uygulamadan önce kullanma talimatlarını dikkatle okumalıdırlar.
Günü geçmiş, kaçak, etiketsiz, soğukta muhafaza edilmemiş aşılar kullanılmamalıdır
Aşılar güneş ışınlarından , ani ısı değişikliklerinden korunmalı, buzdolabında +40C’ de muhafaza edilmelidirler.
Aşıları uygulayacak olan şahıslar temiz tulum, başlık, eldiven giymeli ve sprey aşılamalarında ağız burun maskesi kullanmalıdırlar.
Sprey aşılamalarında kullanılacak aletlerin amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığı dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir.
İçme suyu yolu ile uygulanacak aşılarda kullanılacak su klorsuz olmalı ayrıca dezenfektan, deterjan, sabun içermemelidir.
Aşılar sadece sağlıklı hayvanlara uygulanır. Kümeslerdedir hastalık durumu söz konusu ise veya kümes şartlarında bir problem varsa asla aşı uygulaması yapılmamalıdır.
Aşılama sırasında hayvanları hırpalayacak hareketlerden kaçınılmalı,acele edilmemelidir.
Aşıların hayvanların hepsi tarafından ve yeterli miktarda alınması sağlanmalıdır.
Yarım kalmış sulandırıldıktan sonra 3-4 saat geçmiş aşılar kullanılmamalı,canlı aşılar sulandırıldıktan sonra en fazla 2 saat içerisinde kullanılmalıdır.
Boş aşı şişeleri etrafa atılmamalı bir yerde toplanmalıdır.
Aşılar, burun-göz, gaga daldırma, sprey, içme suyu, kanat zarına batırma,enjeksiyon tarzında uygulanabilirler. Gerek uygulama yolları gerekse aşılama programları için Veteriner Hekimlere danışılmalıdır.
Aşılama türüne göre değişmek kaydıyla aşılamadan yaklaşık 15-20 gün sonra yeterince hayvandan kan alınarak bağışıklık durumunu kontrol etmek amacıyla bir laboratuara gönderilmelidir. Eğer yeterli bir bağışıklık durumu tespit edilmemiş ise uygun bir süre sonra aşı uygulanması tekrarlanmalıdır.
Aşılama öncesinde ve sonrasında hayvanlara vitamin-mineral madde uygulaması yapılabilir.
3-Mantar Hastalıkları :
Başta,ibiklerde, sakal ve yanaklarda yayılan kellikler meydana getiren hastalıklardır.Mantar dediğimiz etken, bir hastalık sebebidir. Mantarlar deride ve iç organlarda yerleşip bozukluklar yaparlar.
Nasıl bozukluklar
Deride kepeklenme ve kabuklanma olur. Kıllar dökülür, ibikler kalınlaşır, morarır, parçalanır. Hayvanlarda pisbir koku oluşur.
Hayvan halsizleşir, zayıflar, verimi azalır.
İç organlara yerleşenler, akciğer ve beyinde bozukluk yaparlar:
Hızlı solunum, güç nefes alma, titreme, felç, kendi etrafında dönme, ishal gibi belirtiler oluşur.
Ergin hayvanlar ölmezde, iyide olmaz. Ama verimleri düşer.
Bazı mantarlar tozlu hava ile, nefes alırken vücuda girer. Bazıları da yumurtanın kabuğundaki delikçiklerden içeri girer.
Teşhis laboratuarda yapılır.
Tedavi zordur, ucuz değildir. En iyisi hastalığın çıkışını önlemektir. Onun içinde temizlik ve dezenfeksiyon başta gelir. Kümeste hava cereyanı olmamalıdır.Hasta olanlar derhal kümesten ayrılmalıdır.
4-Parazitler Hastalıklar
a)Koksidiyoz (Kanlı ishal)
Kanatlıların bağırsaklarında yerleşen bir parazit var. Bunlara Eimeria denir (aymerya). İşte hastalığı bu Eimerialar yapıyor. Koksidiyoz, bir kümese girdiğinde hayvanları kırar geçirir. Korkunç bir salgın yapar, çok sayıda ölüme yol açar.
Genç hayvanlar daha hassastır. 4-6 haftalık olanlar bu hastalıktan çok etkilenirler.
Bulaşma ağızdan olur
Hasta hayvanların dışkısı ile çıkan parazit yumurtası (oosit) başka hayvanların ağzından girer, bağırsağına ulaşır. Bu yumurtaları kümesten kümese , insanlar da ayakkabı, elbise, malzeme ile taşırlar. Hatta böcekler ve kuşlar da bu oositleri taşıyabilirler. Hastalıklı bir hayvanın dışkısıile çıkan her oosit hastalık yapmaz. Bunun için sporlanma dediğimiz bir döneme girmesi gerekir. Sporlanma olabilmesi de ısı ve rutubete bağlıdır. Uygun ısı ve uygun nem yoksa, sporlanma olmaz. O zamanda oosit hastalık yapacak güce erişemez.
Islak altlık zararlıdır
Bir kümeste altlık kuru ise, koksidiyoz yapan oosit sporlanamadığı için, ölür gider. Hastalık kolayca çıkamaz. Tavuklar sık değilse , kümeste sıkışıklık yoksa, hastalık ihtimali azalır. Kalabalık kümeslerde bulaşma kolay olur.
Hasta hayvanların dışkısı suludur. İçinde kan lekeleri vardır. Bazen portakal renkli sümüksü bir dışkı görülür.Kanatlar düşer, hayvan kambur durur, tüyleri kabarır. Hayvanlar oturur şekildedir.Birbirlerine sokulup kümeleşirler.
Teşhis laboratuarlarda olur. Uzmanlar dışkıda oosit ararlar, bağırsakları mikroskopta incelerler.
Hemen tedaviye geçmelidir.
Çeşitli ilaçlar kullanılarak tedavi edilebilir. Veteriner hekimler uygun ilaçları tavsiye eder. Yem ve su ile verilen ilaçlar etkili olur.
Önceden, antikoksidiyal ilaçlar kullanalım mı ?
Koksidiyozu önleyici ilaçlar, hastalık çıkmadan da kullanılabilir veya bunlar yalnızca hastalık çıktıktan sonra kullanılır.
Hayvanlar koksidiyoza karşı aşılanarak bağışıklık sağlanabilir.
İstenirse bir yandan antikoksidiyal ilaçlar, bir yandan da antibiyotikler verilebilir
Tekrar edelim ki, kümeslerde rutubet önlenmelidir. Tavuklar sıkışık olmamalıdır, kümes havası temiz, altlık kuru olmalıdır.
b)Tavuk Askariyazisi (Solucan Hastalığı )
Sarımsı-beyaz renkli, 5-12 santim uzunluğunda solucanlardır. Tavukların,hindi ve kazların ince bağırsaklarında yaşar. Dişi solucanın yumurtası dışkı ile çıkar, başka tavukların ağzından girdiğinde ince bağırsağa gidip yerleşir.
Askarit dediğimiz bu parazit bağırsakta çoğalınca ince bağırsağı tıkar.Bazen ishale yol açar. Çok fazla parazit hayvanı öldürür.
Askaritli hayvanlar zayıflar, yumurta verimi azalır.
Teşhis, dışkının ve ölen hayvanın bağırsaklarının laboratuarda incelenmesiyle olur.
Ne yapılmalı ?
Temizlik kurallarına uyalım, genç hayvanlarla yaşlıları bir arada tutmayalım,Veteriner Hekimin tedavi ve tavsiyelerini yerine getirelim.
c)Histomoniasis ( Karabaş Hastalığı )
Tavuk ve hindilerde çok görülür. Hindiler için en tehlikeli hastalıklardandır.Fazlaca ölüme neden olur. Hindi yetiştiricilerini bunaltan bir hastalıktır.
Hastalığa parazitler yol açar. Bu parazitler ya karaciğere yerleşir yada bağırsaklara yerleşirler.
Bulaşma üç şekilde olur
Birincisi, parazitin yumurtası dışkı ile çıkar, oradan diğer hindilerin vücuduna geçer.
İkincisi, parazitin kendisi dışkı ile çıkar, taze dışkı içindeki bu paraziti alan hayvanlara geçer. Yetişkin hindilerin midesinde ve taşlığında eritildiği için, bu şekildeki bulaşmada yetişkin hindiler hastalanmaz. Genççindiler hastalanır. Hem de şiddetli bir salgın şeklinde hastalık çıkabilir.
Üçüncüsü ise bildiğimiz solucanlar yardımıyladır. Parazitler solucanın içine yerleşir. Hindi bu solucanı yiyince onun vücuduna girmiş olur.
Ölüm oranı çok yüksektir
Çok öldürücü bir hastalıktır.3-12 haftalık hayvanlarda yüksek oranda ölümlere yol açar. Hastalık belirtisi görüldükten 2-3 gün sonra ölümler başlar.Yüzde 50-100 oranında öldürür. Yaşlı hindiler daha şanslı. Onlar hastalığı atlatabilirler.
Hastalığın belirtileri
Hayvanlar düşkündür, dermansızdır, uyuşuktur.
Tüyleri kabarmış, kanatları sarkmış, kuyrukları düşmüştür.
Başları öne eğik vaziyette ayakta dururlar.
İshal vardır. Dışkının rengi sarı, kükürt rengidir.
Anüs ıslak ve kirlidir. İbik morarmış, hayvanın başı siyah bir renk almıştır(karabaş).
Ölen hayvanların kör bağırsağında kanamalar, yaralar göze çarpar. Karaciğerin üzerinde sarı-yeşil renkli bozulmalar vardır.
Teşhis için ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Hasta ve ölü hindiler laboratuara ulaştırılmalıdır.Orada kesin teşhis konulacaktır.
Teşhisten sonra Veteriner Hekimin önerisine göre tedavi uygulanmalıdır.
Koruma önlemlerinden en önemlisi tavuklarla hindilerin ayrı tutulmasıdır. Tavuklar hastalığı taşırlar. Hindi palazları yaşlı hindilerden ayrı tutulmalıdır.Tavuk bakıcıları hindilerin yanına gitmemelidir. Onlar da hastalığı taşırlar.
Hindi kümeslerinde altlıklar sık sık temizlenmeli, çıkan altlık yakılmalıdır.
Histomonasparazitini taşıyan diğer parazitlerle ve solucanlarla mücadele etmelidir.
d)Kanatlıların Dış Parazitleri
Tavukların dış parazitlerinden en önemlileri bitler, pireler ve uyuz böcekleridir.Hayvanlara rahatsızlık verirler, zayıf düşürürler.
Bitler
Başbiti, vücut biti, kanat biti diye yaşadığı bölgeye göre ayırıyoruz.
Başbiti çoğaldığızaman hayvanı öğle rahatsız eder ki hayvan yem yiyemez, uyuyamaz. Düşkünleşir verimi azalır.
Kanat biti çok küçüktür.İnce tüyleri yerler. Sarı renkli esmer yeşilimsidir. Fazla rahatsızlık vermezler.
En yaygın ve en önemli olanı kırmızı tavuk biti denenidir. Kümeslerde güvercinlerde çok bol görülür. Armut biçiminde, kırmızımtırak siyah-kırmızı renktedir. Genç hayvanları çok severler. Hayvanı müthiş rahatsız ederler.Kaşındırırlar. Hem de bolca kan emerler. Eğer çok sayıda olurlarsa , genç kanatlıları 8-10 günde öldürürler.
Tavuk biti yumurtaları
Pireler
Bunlarda kanatlılara rahatsızlık verirler. Sayıları çoğaldıysa, mücadele etmek gerekir.
Keneler
Aslında güvercinlere ait olan bir kene cinsi tavuklarda da görülür. Yassıdırlar.Geceleri tavuklardan kan emerler. Bir defa kan emdi mi, 4-5 sene kan emmeden yaşayabilirler.
Fazla sayıda olunca, tavukları kansız bırakır. Şiddetli kaşıntı yapar. Bulaşıcı tavuk hastalıklarını taşıdıkları için zararlıdırlar.
Kaynak: Tarım ve Köy işleri Bakanlığı
Kümes ne kadar iyi olursa olsun, yer iyi değilse masraflar çok artar. Hayvan barınaklarının hepsinde olduğu gibi kümeslerde de yer seçimi çok önemlidir.
Kümeslere özellikle etlik tavuk kümeslerine sık sık malzeme getirilir; yumurta ve tavuk götürülür. Bu sebeple kümes yeri ulaşımı kolay , bir yerde olmalıdır. Yola pazara ve malzeme alınan yerlere çok uzak olan kümeslerde taşıma masrafı yükselir.
Tavuklar ışığa ve suya çok ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple elektrik ve su ile ilgili bir problem bulunmamalıdır.
Kümesler birbirine ve başka çiftliklerin kümeslerine ne kadar yakın olursa hastalıklar o kadar çabuk yayılır. Bu yüzden kümes başka çiftliklerin kümeslerinden mümkün olduğu kadar uzak olmalıdır. Eğer çok büyük bir çiftlik kurulacak ve birden fazla kümes olacaksa bu kümesler de aynı husus göz önünde bulundurulmalıdır.
Kümesler, elektrik enerjisine az ihtiyaç duyacak yerlere yapılmalıdır. Örneğin; bir tepenin dibine kümes yapıldığında hem güneşten az yaralanılır ; hem de doğal havalandırma yapılamaz. Böyle bir kümes de akşam üzerleri diğerlerinden daha önce, elektrikle aydınlatılmaya başlanır.Ayrıca havalandırma elektrik enerjisi ile olur. Çünkü tepe dipleri daha az rüzgar alır. Tepe diplerinin bir diğer kötü tarafıda su basma tehlikesinin olmasıdır.
Kümes yapımına en uygun yerler çukur olmayan ve hafif eğimi bulunan yerlerdir. Böylece yerler rüzgarı daha iyi alır. Koku daha kolay dağılır ve havalandırma daha kolay olur. Ayrıca eğimli arazilerin tabanına su birikmez.
Tarıma uygun yerleri kümes ve diğer binaların yapımında kullanmak doğru değildir. Kümesleri mümkün olduğunca tarıma uygun olmayan arazilerde kurmakta fayda vardır.Aslında tarıma uygun düz arazilerin çoğu kümes veya diğer hayvan barınaklarının yapımına uygun düz arazilerin çoğu kümes veya diğer hayvan barınaklarının yapımına uygun değildir.
Yalıtım (İzolasyon): Yapı elemanlarından oluşacak ısı kayıbını en aza indirmek amacıyla özel maddeler kullanılarak alman önlemlere "ısı yalıtımı" denir. Yalıtımla soğuk havalarda içeriden dışarıya, sıcak havalarda dışarıdan içeriye olan ısı akımı önlenir. Böylece kümes içindeki gece gündüz sıcaklık farklarından oluşacak sıcaklık değişimi dengelenir. Ayrıca ortamdaki aşırı nem, havalandırma ile dışarı atılarak yüzeylerde yosunlaşması önlenir. Bu sağlanmaz ise çeşitli yapı elemanlarının yüzeyinde nem yoşunlaşarak, bunların kullanım süresini kısaltır. Uygulanan havalandırma sistemleri ile ani sıcaklık değişimlerinin hayvanlar üzerindeki olumsuz etkisi ortadan kaldırılarak verim azalması önlenir. Soğuk ortamda, yem tüketimi, kırık yumurta oram ve yumurtanın iç kalite bozuklukları artmakta ve bu nedenle maliyet önemli ölçüde yükselmektedir. Yazın sıcak aylarda ise iştah ve yem tüketimi azalmakta, yumurtalar küçülmekte ve verim düşmektedir. İklim koşullarına uygun olarak kümeslerin yalıtılması, her ne kadar kümes yapım maliyetini arttırmakta ise de, kışın yapılacak yakıt tasarrufu ve yem tüketimindeki azalmalar bu gideri fazlasıyla karşılayacaktır.
Kümeslerde Duvar Ve Çatı Yalıtımı: Kümeslerde yalıtım denildiğinde, genellikle duvar ve çatı yalıtımı anlaşılmaktadır. Tabanda yapılan yalıtımlar daha çok nemin önlenmesi içindir. Ancak taban için yapılan ısı yalıtımı pek önemli değildir. Yalıtım maddesinin etkenliği ısı iletkenliğinin düşüklüğü, yanmaya, çürümeye, yıpranmaya karşı dayanıklılığı, kolay serilebilirliği, böcek ve kemiricilere karşı dayanıklılığı ve ekonomik olması gibi faktörlerden oluşur.
Teknik olarak duvar yalıtımı farklı iki yapı malzemesi arasına yalıtım malzemesi yerleştirilerek ve neme karşı önlemler alınarak yapılır. Yalıtım malzemeleri sert (polistrafor-köpük), yumuşak (cam yünü ) veya dane şeklinde olabilir. Kullanılacak yalıtım malzemesinin özellikleri göz önüne alınarak nem önleyici bazı malzemelerle birlikte kullanılmasında yarar vardır. Kümes ortamındaki nem, yalıtım malzemesinin içine sızarak yoşunlaşırsa kullanılan yalıtım malzemesinin özelliği önemli ölçüde düşer. Başlıca nem önleyici maddeler; polietilen tabakları (naylon branda ) ve ruberoittir (ziftli kağıt).
Kümes duvarlarında ve çatılarında kullanılacak yalıtım malzemesinin kalınlığı hesaplamalarla kesin olarak belirlenebilirse de, bunun için bazı pratik değerler de kullanılabilir. Örneğin yumuşak iklim bölgelerinde 3 cm, serin iklim bölgelerinde 3-4 cm, sert iklim bölgelerinde 4-5 cm'lik bir yalıtım kalınlığı yeterlidir (kalınlıklar cam yünü ve köpük için geçerlidir). Çatı ve tavan yalıtımı için yumuşak iklim bölgelerinde 5 cm, serin iklim bölgelerinde 6 cm, sert iklim bölgelerinde 7 cm'lik bir yalıtım kalınlığı iyi sonuç vermektedir.
Çatılar duvarlardan çok daha farklı malzemelerden yapıldığı için buradaki ısı akımı, duvardakinden daha fazladır.
Çatılarda kış aylarında ısı kayıbı, yaz aylarında ısı kazancı olmaktadır. Bu çift yönlü ısı akımını azaltmak için, çatı yalıtımının tekniğe uygun şekilde projelenmesi gerekir.
Kümeslerin tavan ve çatılarında saman ve talaş gibi maddelerin kullanılması, hastalık taşıyan canlılar için uygun bir ortam yaratarak hayvanların sağlığı yönünden sakıncalı olur. Bu nedenle çatı yalıtımında cam yünü ve polistrafor gibi yalıtım malzemelerinin kullanılması tavsiye edilir. Ancak çok ucuz olması nedeniyle yukarıda belirtilen maddeler kullanılacaksa hijyenik önlemler alınmalıdır.
Etlik tavuk ta tutulacak kayıtlar
l- Civcivlerin ırkı ve nereden alındığı,
2- Hayvan sayısı,
3 -İlaçlama ve aşılama programı,
4- Uygulanan yemleme programı,
5- Yem tüketimi,
6- Canlı ağırlık,
7- Ölümler,
8- Ayıklananlar.
9. Sürüden eksilenler,
10. Yem tüketimi,
11. Dönem sonu canlı ağırlık.
Tavuk Hastalılarının Sebepleri
Kaliteli ve bol miktarda ürün alabilmek ancak sağlıklı hayvanlarda mümkündür. Bu sebeple hastalıların ortaya çıkış yetiştiriciler tarafından çok iyi bilinmelidir.
Hayvan hastalıkları denilince şu asla akıldan çıkartılmamalıdır.Hangi hayvan ve hastalık olursa olsun hastalığa karşı önlem almak hastalıkla uğraşmaktan daha kolay ve ucuzdur.
Diğer çiftlik hayvanları gibi tavukların da pek çok hastalığı vardır. Üstelik bunların çoğunun tek korunma yolu aşıdır. Hastalık çıktığında tedavi ya hiç yoktur; ya da çok az etkilidir.
Tavuk hastalıklarının önemli bir bölümü gözle örülemeyecek kadar küçük canlılara verilen addır. Bunlar genel olarak 3 grupta toplanır. Mantarlar bu gruplardan biridir. Bunlar da gözle görülmez ve bazıları hastalık yapar . Ancak her mantar zararlı değildir. Örneğin ; penisilin adlı ilaç mantarlardan elde edilir.
Bakterilerinde bazıları zararlıdır. Bu hayvanlarda , insanlarda ve bitkilerde hastalık yaparlar. Bazıları ise zararsızdır. Hatta yararlıdır. Sütü yoğurda veya peynire çeviren de bakterilerdir.
Virüsler ise çok küçük yapılı canlılardır. Bunlar üreyebilmek için mutlaka bir canlının vücuduna ihtiyaç duyarlar. Virüsler asalak canlılardır. Sebep Oldukları hastalıklarda genellikle tehlikeli hastalıklardır.
İşte bu mikroplar hem tavuklarda hem de diğer canlılarda hastalık yapar.Ancak her hastalık mikroplar tarafından yapılmaz. Örneğin; tavuklara verilen yem içerisinde onların ihtiyaç duyduğu besinlerin yeterince olmaması da hastalıklara sebep olur. Zamanında fark edilir ve eksik olan besinler tamamlanırsa bu tür hastalıklara sebep olur . Zamanında fark edilir ve eksik olan besinler tamamlanırsa bu tür hastalıkların tedavisi daha kolaydır.
Hayvanların ışıksız, havasız, pis, yerlerde tutulması , yemlerinin yeterince ve zamanında verilmemesi de hastalıklara sebep olur. Böylece kümes de her türlü hastalık kolayca yayılır.
Önemli Tavuk Hastalıları
Kronik Solunum Yolları Hastalığı
Ülkemizde çok yaygın olan bir hastalıktır. Daha çok genç hayvanlarda görülür. Hasta tavukların yumurtalarından çıkan civcivler de hasta olur. Bu civcivler başka kümeslere satılırsa kümeslere de hastalık bulaştırırlar.
Hasta tavuklarda nefes darlığı görülür. Zor nefes aldığı için başını ileri doğru uzatır ve ötecekmiş gibi bir nefes alır. Kronik solunum hastalığına yakalanmış tavuklarda ölüm oranı çok yüksek değildir. Ancak hayvanların verimi büyük ölçüde düşer. Özellikle kasaplık piliç yetiştiren kümeslerde çok büyük maddi zararlara sebep olur.
Bu hastalıktan korunmanın ilk şartı havadar ve temiz bir kümese sahip olmaktır. İyi beslenen hayvanların bütün hastalıklara karşı daha dayanıklı olacağı unutulmamalıdır.
Beyaz İshal
Daha çok civcivlerde görülen öldürücü bir hastalıktır. Hasta tavukların yumurtalarından çıkan civcivler de hasta olur. Ancak hayvandan hayvana da kolayca bulaşır. Kuluçka evleri dikkat etmezlerse bu hastalığı her yere bulaştırırlar . Beyaz ishal pek çok hastalık gibi yem, ilaç, kümeste kullanılan malzemeler, fare ve kuşlar tarafından diğer kümeslere yayılır. Hastalanan fakat tavuklar ömürlerinin sonuna kadar hastalık bulaştırırlar.
Hasta Tavuklar birbirlerine sokulurlar. Hızlı nefes alırlar. Kanatları aşağıya doğru sarkar. Beyaz yapışkan , köpüklü bir ishal görülür.
Temizlik kurallarına uyulması tek korunma yoludur. Kümesler iki dönem arasında boş kaldığı süre içinde çok iyi temizlenmelidir. Fare gibi hayvanlar hem bu hastalığın hem de diğerlerinin bulaşmasına yardımcı olduklarından yok edilmelidirler.
Kanlı İshal
Bu hastalığa tavukların bağırsaklarında yaşayan bir parazit sebep olur. Genç hayvanlar hastalıktan daha çok etkilenir.
Hastalığa yakalanan hayvanlar solgun ve halsizdir. Tüyleri kabarır, ishal görülür. Dışkıları kanlıdır. Hastalık kümese girince hızla yayılır. Ve çok sayıda hayvanın ölümüne sebep olur.
Hastalığa yol açan parazitin yumurtaları dışkı ile kümese yayılır. Gözle görülmeyecek kadar küçük olan bu yumurtalar yemlere de bulaşır. Bu yumurtaları yiyen tavuklar hastalığa yakalanır.Hastalığın olduğu kümese giren insanların ayakkabılarına ve elbiselerine bulaşan yumurtalar kolayca diğer kümeslere taşınır.
Tavukların altına serilen altlığın ıslak olması ve kümeste çok sayıda tavuk bulunması hastalığın ortaya çıkmasını ve yayılmasını kolaylaştırır. Bu yüzden altlığı sürekli kuru tutmak ve kümeste olması gerekenden fazla tavuk bulundurmamak gerekir.
Kanlı ishalin ortaya çıkmasını engelleyecek ilaçlar vardır. Bu ilaçlar düzenli olarak kullanılır ve diğer hususlara dikkat edilirse hastalığın ortaya çıkması engellenebilir. Yine de hastalık görülürse bu sefer tedavi amacıyla ilaç kullanılır.
Yalancı Veba
Yurdumuzda ve Dünyada çok yaygın bir tavuk hastalığıdır. Yetiştiriciler Newcastle (Nevkastıl) olarak bilirler. Virüslerin sebep olduğu bu hastalık bulaştığı kümeslerdeki tavukların %90'ını öldürebilir.
En önemli korunma yolu aşıdır. Aşı sayesinde kümesteki hayvanlar hastalığa karşı dayanıklılık kazanır. Hastalığa sebep olan virüs tavuğun vücuduna girse bile hastalık yapar.
Yalancı vebanın en sevdiği şey pisliktir. Temizliğe dikkat edilmeyen bakımsız kümeslerde çok çabuk ortaya çıkar. Kümeste birden bire ölümler başlar. Hayvanların boyun , kanat ve bacaklarında felçler görülür. Hayvanlar bitkindir. Hırıltılı nefes alırlar ve yem yiyemezler.
Hastalığın kümese girmemesi için dışarıdan alınan malzemelere dikkat etmek temizliğinden ve mikrop taşımadığından emin olmak gerekir. Kümese herkesin girmesine izin verilmemeli, sürüye dışarıdan hayvan sokulmamalıdır.
Kanibalizm
Tavukların birbirlerini gagalaması ve yaralanmasına sebep olan bir hastalıktır. Sebebi tam olarak bilinmemektedir. Özellikle kala balık,sıcak ve çok güçlü ışık kaynakları ile aydınlatılan kümeslerde görülür. Yemlerinin iyi olmaması, tuz başta olmak üzere bazı mineral maddelerin eksik verilmesi de kanibalizm hastalığına neden olur.
Hastalık görülen kümeslerde tavuklar birbirlerinin tüylerini yolmaya, gagalamaya başlarlar. Tavuklar yaralanır. Hastalık olan kümeslerde yemlerin daha iyi ve bol verilmesi, içme suyuna tuz konulması, sıkışıklığın önlenmesi ve iyice havalandırılarak sıcaklığın azaltılması gerekir. Yaralı hayvanlar ayrılıp yaralı tedavi edilmelidir.
Tavuk Tifosu
Çok tehlikeli bir tavuk hastalığıdır. Kümese bulaşınca bazen %80'e varan oranlarda ölümler görülür. Yumurta ile bulaşabilen hastalıklardandır. Yani hasta tavuğun yumurtalarından çıkan civciv de hasta olur. Bu yüzden hasta hayvanların yumurtaları damızlık olarak kullanılmaz . Tavuk tifosu ayrıca, yem ve hayvanların birbirlerine teması ile de bulaşır.
Hasta hayvanların ibikleri solar, tüyleri kabarır ve yeşil renkli bir ishal görülür.
Hastalık görülünce hemen tedaviye başlanmalıdır. Ancak tedavi her zaman mümkün değildir. Bazen bütün çabalara rağmen hayvanlar ölür. En iyisi tedbir alıp hastalığı kümese sokmamaktır. Tifodan korunmak kolaydır. Kümesleri temiz tutmak ,hastalıklı yumurtaları ve bulardan çıkan civcivleri kümese sokmamak tavuk tifosunu önemli ölçüde engeller.
Parazitler
Parazit, besini başka bir canlının bedeninden sağlayan canlıların genel adıdır. İç parazitler ve dış parazitler olarak ikiye ayrılır..İç parazitler, vücudun içine giren ve iç organlarda yaşayan canlılardır. Tavuklarda en çok rastlanan iç parazitler solucanlardır. Bunlar tavukların bağırsaklarında yaşar ve onların besinlerine ortak olur. Tavukların verimini düşürür. Çok fazla olurlarsa tavuklar ölür.
Solucanlar yumurtlayarak çoğalırlar. Yumurtalar tavukların dışkısı ile dışarı atılır. Bunlar , kümese yayılır. Yemlere ve sulara bulaşır. Bu yemleri yiyen tavuklar solucan yumurtasını da yutar.
Solucanlardan korunabilmek için kümesin temizliğine dikkat etmek gerekir. Hastalık ortaya çıktığında hemen veterinere başvurmalı ve verdiği ilaçlar kullanılmalıdır.
Dış parazitler, hayvanların derisine ve tüylerine yerleşir. Bunların en önemlileri bit, pire , kene ve uyuz böcekleridir. Hayvanların kanını emerler. Çok sayıda bulunurlarsa genç hayvanları öldürebilirler. Hayvandan hayvana hastalık taşırlar.
Kümeste görüldüklerinde , kümes badana edilmeli, tüm malzeme ilaçlanmalıdır. Tavuklarda bu parazitlere kullanılan ilaçlarla ilaçlanmalıdır.
Tavuk Hastalıklarından Korunma Yolları
Bir kümeste hastalık çıkıp çıkmaması büyük ölçüde temizliğe bağlıdır. Temizlik kurallarına uyulan bir kümeste daha az hastalık görülür. Çünkü hastalıklara sebep olan mikroplar temiz, havadar bir kümes de yaşayamaz.
Temiz bir kümes denilince akla gelen mikropsuz bir kümes olmalıdır. Bunun için yapılacak çalışmaların çoğu kümes boşken olur.
Her kümes belirli dönemlerde boşalır. Örneğin; besi tavukları kesime gönderildiğinde kümesler 10 gün kadar boş kalır. Bu süre içinde kümesler iyice temizlenir ve dezenfekte edilir. Bir sonraki dönem için hazırlanır.
Önce altlık değiştirilir. Eski altlık ve her türlü pislik toplanıp atılır. Kullanılan tüm malzeme ve kümesin içi dezenfekte edilir. Gerekiyorsa kümes badana edilir. Kireç çok iyi bir mikrop öldürücüdür. Sadece tavuk kümesleri değil tüm hayvan barınakları sık sık kireçle badana edilmelidir.
Yeni altlık serilmeden önce yerlere biraz sönmüş kireç serpilir. Altlık bunun üzerine yayılır. Bu şekilde kümes yeni dönem hazırdır. Mikroplar ölmüş, her yer temizlenmiştir.
Ancak kümesin mikropsuz olması yeniden mikrop bulaşmayacağı anlamına gelmez. Her kümes ilk yapıldığında mikropsuzdur. Mikroplar kümese sonradan bulaşır.
Mikropların kümese girmesi çoğunlukla hastalıklı tavukların kümese konulması ile olur. Kümese konacak civcivler güvenilir bir kuruluştan alınmalıdır. Civcivi üreten işletmelerin hastalıksız olduğundan emin olmak gerekir.
Kümese gereksiz yere insanlar girip çıkmamalıdır. Sadece bakıcıların girmesine izin verilmelidir. Giriş kapısında dezenfekten veya kireç dolu bir havuz bulunmalıdır. Kümese girerken bunun içine basılarak girilmelidir. Mikroların çoğu ayakkabılara bulaşır. Kümese ilaç havuzlarına basarak girilmesi bu yolla mikrop bulaşmasını önler.
Kümese kuş, fare, kedi gibi hayvanların girmesine de engel olunmalıdır. Özellikle kuş ve fareler pek çok hastalığı bulaştırır.
Yabancı kümeslere ait malzemelerin kullanılması da tehlikelidir. Bunlar hastalık taşıyabilir. En iyisi yabancı kümeslerde malzeme alış verişi yapmamaktır.
Görüldüğü gibi temizlik aslında çok sayıda ve uyulması şart olan kurallardan oluşuyor. Bunlardan birini ihmal etmek bile hastalıkların kümese girmesine sebep olabilir. Tavukçuluk , hastalıkların en kolay çıktığı hayvancılık kollarından biridir ve temizlik en önemli korunma yollarındandır.
Elbette hastalıklardan korunmak için yapılacak daha pek çok iş vardır. Sadece temizlik kurallarına uymak yeterli değildir.
Tavukların aşıları düzenli olarak yapılmalıdır. Tavuk aşıları sadece iğne şeklinde değildir. Çoğu yeme veya suya karıştırılır. Bunlar tavuklara kolayca verilebilir. Aşılar, tavukları hastalıklardan korumak için yapılır.. Bazı aşılar yumurtadan çıktıktan sonraki 1-2 gün içinde yapılmalıdır. Bunları genellikle damızlık işletmeleri yapar. Diğer aşıları yetiştiriciler yapmalıdır.
Hayvanları bakımlı tutmak ve iyi beslemek hastalıkların bulaşmasını ve bulaştığında verdiği zararı azaltır. Güçlü hayvanlar daha zor hastalanır.
1-Tavuk eti en sağlıklı hayvansal protein kaynağıdır
2-tavuk eti en ekonomik hayvansal protein kaynağıdır
3-Sofralara sayısız yemek çeşidi armağan eden lezzetli bir seçenektir
4-Vücuttaki hücrelerin yenilenmesi ve çoğaltılması için gereklidir
5-Derisiz tavuk eti kollestrolü yüksek olana ve kalp damar hastaları için tavsiye edilen en
ideal üründür
6-Vitamin B2,niasin,vitamin B6 bakımından iyi bir kaynaktır
7-Sindirimi en kolay besinlerdendir
8-Kolay hazırlanan ve pişirimi en kolay yemektir
9-Yeterli ve dengeli beslenme için zorunludur
10-Sağlıklı bir yaşam sürmek için vazgeçilmez bir besin kaynağıdır
Tavuktan elde edilen en önemli ürünler et ve yumurtadır. Ancak bunların yanında bazı yan ürünler de elde edilir. Tüy, kemik,ölü tavuk, gübre gibi yan ürünler , eğer işeme imkanı varsa çok kıymetli ürünlerdir. Bunlar da çiftliğe önemli gelirler sağlar.
Ülkemizde bu tür yan ürünleri tek başına işleyip değerli hale getirecek çiftlik sayısı çok azdır. Bu sebeple sayılan yan ürünler genelde tek elde toplamakta ve orada işlenmektedir.
Tavukçulukta ileri gitmiş ve bu işi artık çok büyük çiftliklerde yapan ülkelerde, tavuğun gübresini, tüyünü, etini ,işleyen ve satan çiftlikler vardır. Bu çiftliklerde civcivler büyütüldükten sonra kesilerek tavuk ürünleri elde edilir.
Tavuk ürünlerinin tüketiciye ulaştırılmasında değişik yöntem vardır.
Bazı üreticiler tavuk eti ve yumurtalarını kendi satış mağazalarında satarlar. Böylece ortadan kalkar. Gittikçe yaygınlaşan bir pazarlama yöntemidir.
Bazı üreticiler ise tarım ürünlerin çoğunda olduğu gibi ürünlerini aracılarla satarlar. Örneğin; yumurtalarını toptancılara canlı et ve tavuklarını ise EBK (Et ve Balık Kuruluşlarına) entegre firmalara satarlar. Bu yöntem üreticinin eline daha az para bırakır. Bu yüzden ürününü bu şekilde pazarlayan üreticilerin sayısı gittikçe azalmaktadır.
Bir başka yöntem de sözleşmeli yöntemdir. Bu yöntemde kümes sahipleri civcivleri ve yemi bir kuruluştan alır. Ürünlerini de aynı kuruluşa satarlar. Veteriner hizmetleri ve ürün alan kuruluşun sağladığı diğer hizmetler nedeni ile gittikçe yaygınlaşan pazarlama yöntemidir.
Tavuk Etinin Değerlendirilmesi
Etler insan beslenmesinde vazgeçilmez yeri olan besinlerdir. Çünkü insanların yediği besinlerin bir bölümü hayvansal besinler olmak zorundadır. İnsanlar bu şekilde dengeli beslenir.
Tavuk eti diğerlerine göre ucuz ve bol bir üründür. İnsanlara diğer etlerden daha ucuza hayvansal besin tüketme imkanı verir. Üstelik tat olarak ayrı bir yeri vardır ve pek çok kişinin tercih ettiği bir üründür.
Yurdumuzda tavuk eti daha çok bütün olarak satılmakta ve tüketilmektedir. Parçalanmış tavuk etlerinin satışına başlanması henüz yenidir. Tavuklar artık kanat, but, göğüs gibi parçalar halinde de satılmaktadır.
Tavuk etinin insanlara değişik şekillerle sunulması tüketim miktarını arttırmaya başlanmıştır. Artık kişi başına tavuk eti tüketimi yavaş da olsa artmaktadır. Eskiden sadece misafir geldiği zaman yenen tavuk artık sofralarda daha sık değişik şekillerde görülmektedir.
Tavuk Yumurtasının Değerlendirilmesi
Yumurta kanatlı çiftlik hayvanlarından elde edilen bir besindir. Kabuk, yumurta akı ve yumurta sarısından oluşur. Kaz , ördek, güvercin, bıldırcın gibi çiftlik hayvanlarından da yumurta elde edilir. Ancak yumurtanın büyük bölümü tavuktan sağlanır.
Yumurta, bir besin deposudur.Bileşiminde proteinler, vitaminler,yağlar ve demir bulunur.Bu sebeple besleyici değeri yüksektir. Yumurta tek başına tüketilebileceği gibi yemeklerde ve hamur işlerinde de kullanılır.
Yumurta gelişme çağındaki çocuklarda alerji yapabilir. Yaşlı ve kalp hastası kişilerde doktorlar yumurtayı yasaklayabilir. Ama bunlar ender görülür.
Yumurtanın kullanımında dikkat edilecek en önemli konu yumurtanın taze olmasıdır. Bayat yumurta insan sağlığı zarar verebilir. Yumurtanın taze olmasıdır. Bayat yumurta insan sağlığına zarar verebilir. Yumurtanın taze olup olmadığı iki şekilde anlaşılır. İçinde %11 oranında tuz bulunan suya konulan yumurta eğer suda yüzerse bayattır. Dibe çökerse tazedir. Bunu için gerekli tuzlu su bir bardak suya 25gr tuz katılarak yapılabilir. Yumurtayı ışığa tuttuğumuzda yuvarlak olan tarafından bir boşluk görülür. Bu boşluğu büyük olan yumurtalar bayattır.
Tavuk Gübresinin Değerlendirilmesi
Tavuk gübresi kıymetli bir doğal gübredir. Tarla ve bahçelerin çiftlik gübresi ihtiyacını karşılamada kullanılabilir. Çiftlik gübresi bir yandan toprağa bitkiler için gerekli besin maddelerini verirken diğer yandan da toprağın fiziksel yapısını düzeltir. Toprağın kolayca tava gelmesini, yani makine işlenecek hale gelmesini sağlar. Su tutma kapasitesini artırır.
Bu gün gelişmiş ülkelerde tavuk gübresini toprağa verilmeyip; sığırlar için yem üretiminde kullanılmaktadır. Yurdumuzda tavuk gübresinde bu şekilde yararlanma henüz yaygın değildir.
Tavukçulukta ileri bazı uzak doğu ülkelerinde (örneğin;Singapur'da) tavuk kümesleri altları ızgaralı olacak şekilde göller üzerine kurulmakta ve tavuk gübreleri doğrudan göle düşmekte, burada ise balık beslenmektedir. Bu yöntemde balıkların başlıca yemi tavuk gübresidir.
Bir insan dengeli beslenmek için her gün belirli miktarda hayvansal ürün yemek zorundadır. Ancak hem dünya genelinde hem de Türkiye'de bu miktarın altında ürün üretilmektedir . Bir insanın günlük hayvansal protein ihtiyaç 35 gr kadardır. Gelişmiş ülkelerde tüketim miktarı 44 gr dır bu ülkelerde yaşayanlar gerekli hayvansal besinleri tüketebilmektedir. Oysa gelişmemiş yani, fakir ülkelerde tüketilen günlük hayvansal protein miktarı 9 gr dır.Dünya ortalaması ise 27 gr dır .Dünya üzerindeki, pek çok ülkenin insanları gerekli hayvansal ürünleri tüketememektedir. Yurdumuzda da durum böyledir. Ortalama hayvansal protein tüketimimiz 17gr dır.Bu değer hem dünya hem de gerekli miktarın altındadır
Tavuk eti ve yumurta işte bu ihtiyacı karşılamada önemli bir kaynaktır çünkü hem daha ucuza hem de daha hızlı üretilmektedir.
İnsanların et ve süt veya yumurta gibi hayvansal besinleri az tüketmesi bunları alacak veya üretecek güçleri olmamasındandır. Yani bu ürünler insanlara pahalı geldiği için az tüketilmektedir. Oysa tavuk eti veya yumurta diğerlerine göre daha ucuzdur. 1 kilo kırmızı et (sığır veya koyun eti) yerine : 2-4kg tavuk eti alınabilmektedir .
Tavuk yetiştiriciler için de önemli bir üretim dalıdır. Türk çiftçisinin genelde toprakları azdır ve herhangi bir iş için harcayacakları para sınırlıdır örneğin bir süt sığırcılığı tesisi kurmak isteseler ahırı yeterince hayvan koymaya paraları yetmemektedir bu borç para ile yaptıklarında ise yatırdıkları parayı çok ucuz bir süre sonra geri ödeyebilmektedirler. Oysa Tavuk yetiştiriciliğinde kümesi dolduracak kadar civcive ahırı dolduracak kadar inekten daha az para harcanır üstelik tavuklar en geç 2 ay sonra kesilip satılabilir veya 4-5 ay sonra yumurta vermeye başlayabilir.
Bugün yurdumuzda tavukçuluk alanında hızlı gelişmeler verilmektedir özellikle bu üretim kolu hızla büyümektedir ancak tavukçuluktaki gelişmeler büyük oranda et ve yumurta işletmelerinin sayılarının artması şeklinde olmaktadır . Oysa yem üreten fabrikalar hastalıklara karşı aşı yada kümes araç ve gereçlerinin üreten tesislerde tavukçuluk kapsamına girmektedir. Bunlardaki gelişmler daha yavaş olmaktadır.
Yüksek bir randıman ancak uygun bir besleme ile birlikte, tavukların elverişli kümes içi çevre koşullarında bulundurulması halinde beklenebilir. Kümes içi çevre koşullarından da, kümes havasını etkileyen fiziksel (sıcaklık, nem, hava hareketi) ve kimyasal (havanın bileşimindeki karbondioksit ve amonyak) faktörler anlaşılmaktadır.
Kümeslerden beklenen yararı sağlayabilmek için bunların tekniğe uygun bir biçimde yapılmış olmaları ve kümeslerin yapımında iki önemli noktanın göz önünde tutulması gerekir. Bunlardan ilki maksimum verim sağlanması amacıyla, yetiştirme koşullarının op-timal ve hijyenik bir duruma getirilmesi, diğeri de maliyete etkili bir unsur olması bakımından ucuz ve sağlıklı kümeslerin yapılmasıdır.
Bunun içindir ki, modern tavuk yetiştiriciliğinin gereklerini karşılayacak kümesler, başlıca şu nitelikleri taşımalıdır:
- İçleri kuru, güneşli ve aydınlık olmalı,
2. Hayvan sağlığına zararlı nem ve pis kokular bulunmamalı,
3. Kolayca havalandırılabilmeli,
4. Bit, pire ve tahtakurusu gibi parazitlerle, çeşitli mikropların üremelerine ve barınmalarına elverişli olmamalı,
5. İçine konacak hayvan sayısına uygun büyüklükte olmalı,
6. Dışarının soğuk veya sıcağını içeriye mümkün olduğu kadar az geçirmeli,
7. İş gücü ihtiyacım en az düzeye indirmeli,
8. Değişen pazar şartlarına göre diğer çiftlik hayvanlarının yetiştirilmesine uygun olmalı,
9. Yangın tehlikesine karşı mümkün olduğu kadar korunmuş olmalı,
10. Bina maliyeti en az düzeye indirilmelidir.
İşletmenin başarılı olabilmesi için, yukarıdaki faktörlerin en iyi biçimde kombine edilmesinde de yarar vardır. Çevre koşullarının kümeslerin yapımındaki önemi de büyüktür. Bu bakımdan bölge koşulları iyi etüt edilerek, önce kümes tipi iyi kararlaştırılmalıdır.
- Tavukçuluk işletmesi kurulacak yerin seçiminde dikkat edilecek hususlar;
1. Tavuk çiftliğinin kurulacağı yer; şehir, kasaba veya satış merkezlerine yakın olmalıdır.
2. Kümesler, taban suyu yüksek olmayan, çakıllı, kumlu veya tınlı topraklar üzerinde yapılmalı, su tutma özelliği yüksek, killi topraklardan kaçınılmalıdır.
3. Kümeslerin soğuk ve sert rüzgârları almayan yerlerde kurulması, ön yüzünün güneş alması için güney veya güney - doğuya dönük olması genellikle arzu edilir.
4. Kümes yeri tespit edilirken diğer kümeslerle uzaklığına dikkat edilmelidir.
5. Kümesler yola, su ve elektriğe yakın olmalıdır.
Tavuklar üzerine etkili çevre koşulları çok çeşitlidir. Bunlardan bakım, besleme ve iklim faktörleri tavuk yetiştiriciliğinde büyük önem taşır. İklim faktörleri içinde de tavuk yetiştiriciliği bakımından en önemlileri SICAKLIK, NEM, HAVA AKIMI ve HAVANIN TEMİZLİĞİ’DİR.
- Sıcaklık: Hayvanlar için yaşamaya en uygun sıcaklık sınırlarına "rahatlık bölgesi - konfor bölgesi" adı verilmektedir. Bu bölgede üretilen ve atılan ısı miktarları arasında sürekli bir denge bulunmaktadır. Sıcaklığın optimum sınırları altında veya üzerinde olması verime olumsuz etki yapmaktadır. Optimum sıcaklık sınırları arasında hayvanlardan en az yem tüketimi ile en yüksek verim elde edilir.
- Bağıl Nem: Kümeslerdeki bağıl nem oranının çok yüksek veya çok düşüK olması çeşitli zararlara yol açar. Civciv büyütme kümeslerinde optimum bağıl nemin % 55 - % 70 yumurta, tavuğu kümeslerinde ise % 60 - 70 arasında olması gerekmektedir.
- Çok kuru kümes havasında tozlanmalar artmakta, bunun sonucu olarak tavukların nefes boruları tahriş olmakta ve solunum yolu rahatsızlıklarının da artışı görülmektedir. Nemli hava şartlarında kuru hava şartlarına göre yem tüketiminin bir miktar artış tespit edilmiştir.
Hava Hızı: Kümeslerde doğal hava hızı iç ve dış hava arasındaki sıcaklık, havanın giriş ve çıkış delikleri arasındaki yükseklik farkına, rüzgarın durumuna, mekanik havalandırmada ise fan kapasitesine ve hava giriş delikleri alanına başlıdır. Kümes içindeki hava hızının tavuklara olumsuz etki yapmaması için belli sınırların üzerine çıkılmamalıdır. Bu da kümes içerisindeki sıcaklık ve nem değerlerine başlıdır.
Farklı sıcaklıklarda hava hızı aşağıdaki gibi olmalıdır:
| Sıcaklık (°C) |
Hava Hızı (m/s) |
0 |
0.15 |
5 |
0.28 |
10 |
0.56 |
15 |
0,91 |
20 |
1.15 |
25 |
1.46 |
30 |
2.16 |
- Kümeslerde Gerekli Hava Miktarı: Kümesler içindeki fazla ısının, nemin ve kirli havanın dışarıya atılabilmesi için yeterli havalandırma sağlanmalıdır. Tavan veya çatıdan başlayan hava çekiş bacası, taban veya tabana yakın yerden başlayan hava çekiş bacasına göre kümesi daha çabuk serinletir.
Civciv kümeslerinde gerekli hava miktarı bir civciv için 0.83 m-Vsaat olmalıdır. Bu değer l kg canlı ağırlık için 3.6-4 m3/saat arasında değişebilir.
Tavuk kümeslerinde beher kg canlı ağırlık için değiştirilmesi gereken hava miktarı kış mevsimi için minimum olarak 0.48-1.4 mVsaat, yaz mevsimi için 3.6 -1 m3/saattir.
- Aydınlatma: Kümeslerde istenilen sağlık şartlarını sağlamak ve üretimi artırmak için yeterli olmalıdır. Kümeslerde yeterli aydınlatmanın sağlanabilmesi için gerekli pencere alanının taban alanına oranı 1/15-1/20 arasında olmalıdır.
Karbondioksit ve Amonyak: Kümes havasının kalitesi üzerine karbondioksit (CO2) ve amonyak (NH3) oranları da önemli derecede etki yapmaktadır. Tavuklar kümes havasını devamlı olarak soluduklarından oksijen oranı azalmakta, karbondioksit oranı ise artmaktadır. Altlık ve gübreden çıkan amonyak gazı iyi havalandırılmayan kümeslerde tavuklar için zararlı olmaktadır.
Kümeslerdeki NH3 oranının % 0.003'ün üzerine çıkmaması gerekmektedir. Bu oran % 0.005 olduşunda civcivlerin gözlerinde ve solunuma yollarında tahrişler olmaktadır. C02 oranı ise % 0.3-0.35'in üzerine çıkmaması gerekmektedir.
|